“TANRI KOMPLEKSİ” / YALNIZ ADAM TEK BAŞINA…!!

Yaşlı adam toplantı odasına girmeden önce birkaç saniye daha durakladı. “Şimdi” dedi “görecekler günlerini. Benim nasıl bir adam olduğumu anlayacaklar”. Meydana çıkan bir pehlivan edası ile açtı toplantı odasının kapısını ve içerideki üst düzey yöneticilerin yüzlerinde gezdirdi gözlerini kibirli bakışlarla. “Sizi ancak ben kurtarabilirim, şu andan itibaren kayıtsız şartsız bana teslim olacaksınız, sahibiniz benim” der gibiydi tavırları.

İyi eğitim almış, genç, enerji dolu, fedakar yöneticiler bu bakışlardaki tehditi hemen anlamışlardı. Ama gün bir mücadele günü idi, emeklerinin heba olmayacağı, çabalarının karşılığında şirketin kurtulacağı gün…

Aylardan bu yana bu umutla veriyorlardı mücadelelerini ve tüm kuşatılmışlıklara karşın şirketin bitti denilen günlerine gün eklemeye devam ediyorlardı. Hepsi bu savaşın elbirliği ile kazanılacağına eminlerdi. Tabii ki bazıları daha bilgili, daha yetenekli ve daha geniş ufuklu idi ama bir ekip olarak birbirlerini tamamlıyorlardı. Şirketi kendilerininki gibi benimsemiş, ideal çalışanlardı onlar her patronun gözünde.

Patronlarına büyük sevgileri ve saygıları vardı, kendisi çok anlayışlı, çalışılması çok rahat, iyi eğitimli, genç bir müteşebbisti. Büyüme hedeflerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesini istiyor, bunun için de sektör ortalamalarının çok üstünde genç ve yetenekli bir yönetim kadrosu oluşturuyordu. Fakat son zamanlarda patronun tavırları da, işe bakışı da çok değişmişti. Acaba yanlış mı düşünüyorlar, birşeyleri gözden mi kaçırıyorlardı ? Hem nereden çıkmıştı bu kurtarıcı “tek adam” ? Üstelik “istişare” mekanizmasını tam olarak oturtmaya çalışırken, “tek adam sultasına” bu kadar meyilli, paylaşımcı bir yönetim anlayışına bu kadar uzak bir tepe yöneticisinin ne gereği vardı, daha da kötüsü, bu noktada ne faydası olacaktı ? Gün çoşku, sadakat, normal ötesi çalışma ve performans, dayanışma, kenetlenme günü idi, oysa bu şahıs bu sayılanları yüceltmeye değil adeta yok etmeye gelmiş birine benziyordu…

Yaşlı adam takip eden günlerde kendi yönetim felsefesini hakim kılmaya çalıştı şirkette. O’ nun felsefesi “korku üreterek saygınlık uyandırmaya” yönelikti. Bu taktikle 20 yıl öncesinde başarılı olmuştu, ya da öyle olduğunu düşünmüştü, neden şimdi olmasındı ki? Kişilikleri yok ederek, yöneticileri birbirine kırdırarak, işine yaramayacağını düşündüklerini tasfiye ederek başarılı olmuştu bir zamanlar, en azından rakamlar böyle söylemişti, şimdi de aynısını yapabilirdi..

Ama birileri dik duruyordu, emirlerine kayıtsız şartsız itaat etmiyor, sorguluyor, kişiliklerini kısa vadeli kazanç havuçlarına peşkeş çekmiyorlardı. Alışkın değildi böyle meydan okumalara. Kendisi ki, sadece O vardı, başkası olamaz, O varken başkası konuşamazdı. “Müthiş gençlermiş, hıh, kandırmışlar patronu, bu adamlar beş para etmez, bunları hemen atmak lazım” demişti kendisi beş para etmez az sayıdaki yardakçısına. Ve bu doğrultuda gerekenleri yapmaya başladı. Allah hakkı için, başarılı da oldu, hem de çok kısa bir sürede..!!

Artık ok yaydan çıkmış, dağılma süreci başlamıştı. Dikine serbest dalışta olan uçağın burnunu tekrar yukarı kaldıracak, kuyruğu yere vurmaktan kurtaracak ekip yoktu artık. Peşpeşe istifalarla kısa bir süre içinde tüm yönetim kadrosu yeni hedeflere doğru çoktan yelken açmış, farklı şirket ve sektörlerde yollarına devam etmeye başlamışlardı.

“Tanrı kompleksi” sahibi her zavallı gibi, O’ da kaybetmişti. Aslında hiçbir zaman kazanmamıştı ki…Birileri kulağına ne kadar iyi olduğunu fısıldamışlar ama arkasını döner dönmez herkese yaptıkları gibi O’ nu da yerden yere vurmuşlardı. Yaşlı adam artık tek başına idi ve hala neden hiç sevilmediğini anlamaya çalışıyordu. Hakikaten neden hiç kimse kendisini sevmiyordu ?? Neden ??

Bu hikayecikte kaybedenler var, kazananlar var. Hayatın tamamı böyle değil mi zaten. Önemli olan “zilletle yaşamaktansa, izzetle ölmek” değil mi??

Kazananlar belli, yeni hedeflere yelken açmış genç yöneticiler…

Ebedi kaybeden de belli; insan olma sorumluluğunun bilincine varamamış, o yaşa ve tecrübeye rağmen varamamış ( ki en acısı da bu herhalde ) o yaşlı adam…

Acaba tek kaybeden O’ mu? Ne dersiniz ??

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

29 Ekim 2011

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to “TANRI KOMPLEKSİ” / YALNIZ ADAM TEK BAŞINA…!!

  1. ızzet dedi ki:

    Sevgili Lütfü; bazen kaybeden tek kişi olmuyor, kaybeden kazananları da paçalarından tutup çekiyor, Pirüs Zaferi misali

  2. LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

    “PİRUS ZAFERİ” güzel bir tanımlama idi üstadım. Teşekkür ederim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s