NASIL BİR YÖNETİCİ..?

20 yılı aşkındır içinde bulunduğum iş dünyasında yaşayageldiklerim, “nasıl bir yönetici olunması gerektiği” hususundaki düşüncelerimi berraklaştırdı, adeta kristalize etti. Tabii ki teknik anlamda “C-level / C-seviyesi” yeterlilikler, iştigal edilen pozisyona, beklentilere, sektöre ve çalışılan şirketin kültürüne göre değişiklikler gösteriyor, bu yadsınamaz bir gerçek. Ama bu saydığım faktörler üstü, olmazsa olmaz “yönetici niteliklerinin” var olduğuna ve başarılı olmayı hedefleyen her yönetici için kesinlikle kazanılması gerektiğine inancım o safhaya ulaştı ki, dağarcığımı ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim;

 – Yardım istemek : Herşeyi tek başına bilemeyeceğinin ve yapamayacağının bilincinde, ekibinin desteğine ve yardımına ihtiyacı olduğunu onlarla paylaşmak. Tanrı kompleksi tuzağına düşmeden, sadece “ben” değil, “biz” bilinci ve söylemi ile hareket edebilmek.

Farkındalık : Çevresinde olan bitenlerin, başarılanların, yapılamayanların, yüksek performansın, verimsizliğin, velhasıl “etrafındaki hayatın” farkında olmak.  Bu farkındalığı sonuçlara dönüştürebilecek bir duygusal zekanın, ekip ruhunun, adalet duygusunun, sinerji oluşturabilme yeteneğinin sahibi ve uygulayıcısı olmak.

İyileştirici / geliştirici fikirleri desteklemek : Ekibini hep daha iyiyi, daha doğruyu, daha verimliyi arayıp bulabilecek bir ruh hali ve motivasyon içinde tutabilmek. Tabandan tepeye bir gelişim dalgasını sürekli teşvik etmek, ödüllendirmek, uygulanmasını sağlamak.

– Varlığını hissettirmek : Özellikle ihtiyaç duyulduğunda “meydana çıkmak”, “ön safta savaşmak”, “ben varım ve sizin için buradayım” diyebilmek. Fildişi kulede hapsolup kalmamak, müşteri – tedarikçi – çalışan zincirini sürekli bir iletişim bombardımanına tabi tutmak.

Dinlemek : Dinlemenin konuşmaktan daha büyük bir erdem olabileceğine inanmak. Aktif bir dinleyici olmayı başarabilmek.

 – Teşekkür etmek : Hem de sık sık, fırsat buldukça, fırsat oluştukça. Her seviyeye, ayrım gözetmeksizin. İnsanın en büyük ihtiyaçlarından birisinin “takdir edilmek” olduğunun bilinci ile. “İltifat marifete, marifet iltifata tabidir” prensibi doğrultusunda.

Hatasız ve mükemmel olmadığını kabul etmek : Tabir caizse “haddini bilmek”. Bilginin ve gelişme sürecinin sonsuzluğuna inanıp, her gün kendi kişisel gelişimine yatırım yapmak. Bunu yaparken de hataya ne kadar açık olduğunun bilincinde, ekibinden gelecek tüm katkılara hazır olmak, bu yönde kendilerini teşvik etmek. Hiçbir zaman “oldum” dememek.

 – Hareketli olmak : Ofiste takılıp kalmamak, sahaya inmek, “network” ünü güncel tutmak, geliştirmek. Tüm disiplinlerin ve tüm tarafların problem, beklenti ve önerilerine açık olmak, gerekli zamanı ve enerjiyi ayırabilmek.

Arkadan konuşmamak : Ekip üyelerini birbirlerine şikayet etmemek. Açık ve dürüst bir iletişim kurmak. Performans değerlendirmesini bizzat kendileri ile adilane yapabilmek. “İşe karşı sert, insana karşı yumuşak” olabilmek.

 – Ne istediğini net olarak ifade etmek : Muğlak, belirsiz hedefler koyarak insanların kafalarını karıştırmamak. Ne istendiği hususunda “net ve anlaşılır” olmak. Hedeflere ulaşma konusunda zamanlamayı ve ölçümü doğru yapmak.

– Eğitici / Öğretici olmak : Kazanılan “tecrübeyi” ekibi ile paylaşmak, onlara sürekli “geri bildirimlerde” bulunmak, kariyer planlarına katkı sağlamak, “öğrettikçe öğrenilir” prensibini ekibine de benimsetmek. Yeri geldiğinde bir “coach”, bir “mentor”, yeri geldiğinde bir “arkadaş” olabilmek.

– “Hizmet eden lider” profiline sahip olmak : Çalışılan kurumun sosyal hedefleri ile özdeşleşip, hemhal olup, bu “ali hedefler” paralelinde içten, samimi bir misyon sahibi olabilmek. Elbette ki, yapılan işin maddi – manevi karşılığı son derece önemli, hakettiğimizi kazanabilmek olmazsa olmaz, ama görülüyor ki, toplumun genel menfaati ile özdeşleşmiş, bu menfaate hizmet eden bir misyon, bir “kurumsal sosyal sorumluluk” motivatörü, kalıcı ve anlamlı yöneticilik başarısı için de elzem.

Elbette yukarıda sayılanlara eklenebilecek pekçok nitelik daha var çünkü konu “insan”. Fakat “gelişen – geliştiren” yönetici profilinin en temel nitelikleri olarak bunlar ön plana çıkıyor, hem kendi tecrübelerimde hem de konu ile ilgili literatürde. Bu başlıklar bir yöneticinin çalışma hayatında ekibi ile ilişkisini belirleyen temel yaklaşımlar olduğunda, başarı ve mutluluk için gereken ortamın kendiliğinden doğacağına inanıyorum. Çeşitli başarılı kurum kültürlerinin temel değerleri de yukarıda sayılanları kapsıyor. Nüanslar elbette var ama “back to the basics” deyip, insan ve hedef odaklı, sürdürülebilir, refah ve mutluluk arttırıcı bir çalışma düzenine ulaşma konusunda bayağı bir yardımı olacaktır bu başlıkların.

Daha teknik içerikte “Nasıl bir CFO..?” tanımlamam olduğu da gelecek yazılarımdan birinin konusu olacak inşallah…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

9 Kasım 2011

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s