HADİ İYİSİN! SENİ TERFİ ETTİRDİK..! / “İmkanlarını iyileştirmek için…”

Nihayetinde tüm çalışanların ortak amacı, gizlesek de aşikar etsek de, onca emeğimiz sonrası, çalıştığımız iş yerlerinde kariyer basamaklarını çıkıp, yükselebildiğimiz kadar yükselmek değil mi? Öyle ya, ünvanlarımız büyüdükçe, sorumluluklarımız ve yetkilerimiz de genişleyecek, tabii ki ücretimiz ve yan haklarımız da beraberinde. İşte sıkıntı bu son derece doğal görünen sürecin, doğru ve adil yönetilemediğinde, şirketlerin tüm “kollektif performansını” yerle bir edecek sonuçlar doğurması. İşin diğer bir boyutu da aslında bu meselenin ekonomik olsun olmasın tüm kurumları ve teşebbüsleri aynı ciddiyette olumsuz yönde etkileyebilecek sonuç ve uzantıları…

Teknik” anlamda ciddi donanıma ve tecrübeye sahip bulunan “uzmanların“, “imkanlarının iyileştirilebilmesi, ücret ve yan haklarının arttırılabilmesi” adına koordinatör, genel müdür yardımcısı hatta genel müdür ünvanları ile organizasyon şemasının tepesine doğru “ittirilmelerinden” bahsediyorum. Tabii ki bu teknik yönü güçlü bireyler “yöneticilik vasıfları” ile de donanmışsa, analarının ak sütü gibi helaldir kariyer basamaklarındaki yükselişleri ama ya bu yetkinliklere sahip değillerse..? “Taş yerinde ağırdır” ın ruhuna hiç uymayacak şekilde, kendi asli oyun alanında harikalar üreten uzmanları güvenli bölgelerinden alıyor adeta zorla onları “yönetsel meydan okumaların” kucağına fırlatıveriyoruz, maaşlarını arttırıp altlarındaki aracın modelini yükseltmek adına. Ve onlardan yeni mucizeler bekliyoruz “yeni orta / üst düzey yöneticiler” olarak, gerekli vasıfları haiz olup olmadıklarına bakmadan. Sonuç olarak da hem ciddi katma değer ürettikleri alanlardan alıp bu bireyleri, bu alanları verimsizleştiriyoruz, hem de organizasyonel yapıda tamir olunamayacak hasarlar ve zararlar üretiyoruz. Bu sürecin diğer olumsuz neticeleri de bozulan müşteri ve tedarikçi ilişkileri, yeteneklerin kaybı, itibar kaybı, düzeltici / iyileştirici adımların bir türlü atılamaması, yeni ve innovatif fikirlerin hayat hakkı bulamaması, piyasadaki fırsatların takip edilememesi ve kaçırılması, kurum içi nifak merkezleri, hizipleşmeler, velhasıl kurumlardaki “tüm enerjiyi heba edecek” nice olumsuz netice…

Peki bence nedir bir “teknik adamın” “yönetici” olmasını sağlayacak vasıflar, ister muhasebeci olsun ister mühendis, ister satışçı olsun ister üretimci..? Aşağıda sıralamaya çalıştım bu vasıfları; bildiklerim, gördüklerim ve yaşadıklarım doğrultusunda;

1- Sorumluluk alabilmek : İşler yolunda gitmediğinde parmağını bir günah keçisine yönlendirmeden, “biz yaptık gerekirse biz düzelteceğiz” diyebilmek.

2- Bir ekibi yönetebilmek : Farklı nitelikleri, sivrilikleri, ilgi ve uzmanlık alanları olan insanları, projeleri, süreçleri yönetebilmek.

3- İlişkileri yönetebilmek : Ekibiyle, şirket merkez yönetimi ile, müşteriler ile, satıcılar ile, kamu idareleri ile velhasıl 360 derece etrafını kuşatanlar ile kurulması elzem ve olmazsa olmaz ilişkileri yönetebilmek.

4- İletişimi yönetebilmek : Mesajlarını doğru ve net olarak iletebilmek, dinlemek, motive edebilmek, ortak hedefe doğru yönlendirebilmek muhataplarını.

5- Etkileyebilmek : “Ben buradayım, işin başında, sizlerin yanındayım” mesajını, uzak yakın tüm seviyelerdeki çalışanlara verebilmek.

6- Eş zamanlı ve eş güdümlü yürütebilmek : Pek çok proje ve yan projecikleri eş zamanlı ve eş güdümlü yönetebilecek bir “öncelikler sıralamasına” ve “planlama yeteneğine” sahip olabilmek.

7- Basitleştirmek, zorlaştırmamak : Detaylara sadece gerektiği kadar önem verip resmin bütününü gözden kaçırmamak, kolay anlaşılabilir kılmak, hayatı ekibi ve tüm taraflar için cehenneme çevirmemek.

8- Değişim ajanı / öncüsü / uygulayıcısı olabilmek : Teknik uzmanlık döneminden kalan temel varsayımların da değişebilir olduğunu kabul etmek, genel-geçer uygulamalara eleştirel bir gözle bakabilmek, “değişim” den korkmamak.

9- Kendine güven ve kuvvetli bir özbilinç sahibi olabilmek : İşten ve ilişkilerden kaynaklanabilecek her meydan okumaya sadece “savunma” refleksi ile değil, “empati ve adaptasyon refleksleri” ile de cevap verebilmek.

10- Çalışılan sektörün temel dinamiklerini kavrayabilmek : Sektörde hüküm süren, sadece kendi oyun alanını değil, şirketin tüm disiplinlerinin senaryolarını etkileyebilecek temel dinamikleri, oyuncuları, faktörleri tanımak, özümsemek ve adapte olmak.

11- Kişisel bir “marka” olabilme hedefini hiç kaybetmemek : Yaklaşımının ve hedeflerinin tüm seviyelerde bilindiği bir “kişisel marka” olma amacını terketmemek.

12- “Sanal dünya” yeteneklerini de geliştirmiş olmak : Bilgisayarı iyi kullanmak, internetten hakkıyla yararlanabilmek, ERP ( kurumsal kaynak planlama ) yazılımlarının temel felsefe ve ruhlarına vakıf olmak, mobil iletişimin olmazsa olmaz uygulama ve cihazlarına aşina olmak.

13- Nesiller arası davranış ve alışkanlık farklılıklarının bilincinde olmak : Yeni jenerasyonların hangilerinin X, Y, Z vs.. olduğunu bilmese de nesillerin “temel anlayış” ve “iş yapış” tarzlarının farklılıklarının bilincinde olmak, yönetim yeteneklerini bu farklılıkları da yönetebilecek şekilde zenginleştirmek.

14- Lider olmak : Tabii ki yukarıdakilerin tamamını veya en azından çoğunluğunu kapsar bir şekilde ama aynı zamanda bambaşka bir “parıltı” ile “lider olabilmek

Kendisine gelip ücret artışı talep eden çalışanını yukarıda sayılan değer ve niteliklerin kaçına sahip olduğuna bakmadan terfi ettirmek, ne çalışana ne de kuruma ve genelde tüm topluma yapılan bir iyilik. Zam dönemini bir kez “müjde, seni terfi ettirdik, maaşını da bayağı iyileştirdik” diyerek geçiştirebilirsiniz ama ya sonrası..? Kaç kişiye, ne sıklıkta…!! Nasıl katlanılabilir bu tür bir bakış açısının “toplam maliyetine“..?

Sadece iş dünyasına, sadece şirketlerimize özgü olmadan, tüm “kurumlar” için, tüm “toplum” için;

Ya emanet ehline gidecek, ya da pekçok fırsat ve değer elimizden kaçıp, kaybolup gidecek…

Tercih bizim…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

8 Aralık 2011 – 20:49

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s