“ÜSTAD! ZİRVEDE ZIRVA OLMAZ!”

Bazen insan beyni şahit olduklarını, okuduklarını, işittiklerini gerilerde biryerlere atar, beynin sonsuz kıvrımları arasında kaybolur gider gibi olur tüm alınan mesajlar. Aradan aylar, yıllar geçer; birşeyler çağrışım yapar ve siz biranda hatırlayıverirsiniz bu unuttuğunuzu sandıklarınızı. Ve birden bunların aslında ne kadar önemli olduklarını, ne derecede ciddi mesajlar içerdiklerini, belki de sonraki hayatınıza ışık tutabilecek nitelikte olduklarını şaşkınlıkla farkedersiniz. Sırları bir türlü çözülemeyen ve “beyin” denilen olağanüstü mekanizmanın bize oynadığı sayısız oyunlardan biridir bu da…

İşte “zirvede zırva olmaz” sözü benim için böyle bir anlam taşıyor. Yıllar önceydi, tam hatırlamıyorum, belki beş belki de on yıl geçti üzerinden. Bir gazete yazısıydı, hayal meyal, aklımda kaldığı kadarıyla. Necip Fazıl Kısakürek’ in Mehmet Akif Ersoy’ u eleştirdiği bir toplantıda, yanlış hatırlamıyorsam Osman Yüksel Serdengeçti sarfetmişti bu sözü Necip Fazıl’a karşı. İsimler hafızamda böyle kalmış, araştırdım ama bulamadım. Okuyucularımdan bilen varsa bu hikayeyi ve beni aydınlatırsa gerçek hakkında, minnettar kalırım. Minnettar kalırım çünkü bu üç kelime, zaman içinde, gözüktüklerinden çok farklı anlamlara bürünerek yeni ufuklar açtı beynimde.

Türk Dil Kurumu’ nun Güncel Türkçe Sözlüğü’ne göre “zırva; saçma sapan, boş ve anlamsız söz” anlamına geliyor, hepinizin bildiği gibi. Görünürde bulundukları alanların zirvelerinde yer alanların saçmalamaya, boş ve anlamsız sözler sarfetmeye, birbirlerine karşı haksız bir husumet beslemeye haklarının olmadığına dair bir uyarı. İdeolojisi, dünya görüşü ne olursa olsun, herhalde tüm okuyucularım katılıyorlar bu içeriğe.

Doğru; iş dünyasında, siyasette, eğitimde, sanatta, sporda velhasıl hayatın bütün cephelerinde zirvelerde olan, en azından bu iddiayı taşıyan herkes, her söylediğinin, her yaptığının, her tasarrufunun anlamını bilmeli ve hakkını vermeli. Eylemleri ve söylemleri kitlelerce takip edilen, mercek altında tutulanların böyle bir sorumlulukları var, çünkü toplumsal ve kurumsal gelişmelerde öncülük yapıyorlar. Hatta alanlarında önlerde yer alan, zirve olarak görülen şahısların birbirlerine yaptıkları eleştirilerde dahi hakkaniyet, iyi niyet ve karşılıklı saygı esaslarını bir an dahi gözden kaçırmamaları gerekiyor.

Ne ilginç bir durumdur ki, Anadolu Halk Dili’ nde “zırva” kelimesi aynı zamanda (affınıza sığınarak ) “hayvan dışkısı” ve “kapı sürgüsü” anlamlarına da geliyor. Bu yönleriyle baktığınızda; zirvelerde, zirve şahıslarda zırvalama bir hayvan dışkısının değersizliği, mide bulandırıcılığı ve fuzuliliği niteliğinde, bu kadar çekinilmesi gereken bir nahoş tasarruf. Ya da “kapı sürgüsü” anlamını gözönünde bulundurduğunuzda; liderlik, önderlik misyonu olan şahısların zırvaları, özelde bulundukları alanın, genelde ise toplumun ilerlemesi ve gelişimi önünde adeta “kilitli bir kale kapısı” gibi engelleyici bir rol oynuyor.

Toplumsal açıdan bakıldığında mesaj açık; kendi alanlarında temsil ve liderlik yetenek ve yükümlülükleri olanların, toplumun bu konuda rıza gösterdiklerinin, konuşma ve genel üsluplarında “zırvalamamaları” gerekiyor. Televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında gördüklerimiz maalesef bazen ölçünün nasıl kaçtığının ve sonuçlarının göstergesi.

Fakat benim açımdan bu sözün “toplumsal” olduğu kadar, belki de daha fazlasıyla “bireysel” bir anlamı da var. Tabii ki hepimiz edebiyatın Necip Fazıl’ı, Kemal Tahir’i, Nazım Hikmet’i olamayız, ya da siyasetin Tayyip Erdoğan’ı, Bülent Ecevit’i, Turgut Özal’ı veya iş dünyasının Vehbi Koç’u, Sakıp Sabancı’sı. Kendi alanlarında “zirve” olarak değerlendirilen şahıslarla kıyaslandığında ciddi bir irtifa farkı oluşuyor aramızda. Ama bu durum kendimize, kendi ölçeğimizde bir zirve hedefi koymamıza engel teşkil eder mi?

Hayır…Tabii ki hayır. Nasıl Everest ile Ağrı Dağı arasındaki yükseklik farkı, ikisinin de iki ayrı zirvesi olduğu gerçeğini değiştirmiyorsa, bizim de “kendi içimizde hayatın tüm alanlarında zirveye doğru yolculuk yapabilme niyetimizi, isteğimizi, tutkumuzu engelleyemez, olumsuz yönde etkileyemez“. Bütün mesele kendi özümüze, kendi yeteneklerimize, güçlü alanlarımıza bu gözle bakıp, zirve yürüyüşümüze küçük adımlarla da olsa her an, her gün kesintisiz devam etmemiz. İşte bu yolculukta da “zırvalamaya” tahammül yok. Anlamsızlıklara, fuzuliliklere, saçma sapan zaman ve enerji kayıplarına, kendi iç mücadelemizde gerek yok. Bütün bu anlamsızlıklar kendi zirvemize ulaşmamızda bir sürgülü kapı engeli oluşturacak ya da ortalığı hakikaten kötü kokutup tüm keyfimizi kaçıracak.

Ya çalıştığımız veya irtibatta olduğumuz kurumlardaki ilişkiler? İş dünyamız, spor kulüplerimiz, siyasi partilerimiz, üniversitelerimiz, daha niceleri…Bu kurumlarda kendi suni zirvelerine ulaşabilmek adına tüm insani ve ahlaki ilke ve değerlerini ayaklar altına alıp “zırvalayanlarımız”? Bir dağcı gibi zirveye nefes nefese tırmanmaktansa, paraşütle inmeyi tercih edenlerimiz? “Her yol mübah” zihniyeti ile her çeşit entrika, dirsek teması, nüfuz suistimali gibi yollarla “ya benim olsun ya da hiçkimsenin” hedeflerinin ardından koşanlar?

Her insanın istediği her alanda hatta kendi dünyasındaki tüm alanlarda kendisine bir hedef zirve belirleyebileceğine gönülden inanıyorum. Bu zirvelerin yüksekliği kişinin hayal gücüne ve yeteneklerine göre değişir, zaten zirvelerin irtifasının da hiçbir önemi yok. Mesele şu ki bu zirvelere ulaşma hedefimizi kendi iç dünyamızda bir an elden bırakmayalım ve bu yolda bize hiçbir fayda sağlamayacak “zırvalardan” kendimizi uzak tutabilelim. Ha, bu zirveler gerçekten ulaşılabilir mi? Aslına bakarsanız, hayır, zaten hedefimiz de “zirveye yaklaştıkça yeni zirveleri belirlemek” değil mi? Öğrenileceklerin sayısı sonsuz ama herbir öğreniş bir sonrakini kolaylaştırıyor. Başarılacaklar da öyle…Her başarılan, bir sonraki başarının yollarına halı seriyor.

Kendimiz için, çocuklarımız için, toplum için bırakalım “zırvaları” ve “zırvalamayı”. Başka zirvelere haset etmeyelim, “kendimizi zirveleştirelim sadece kendimizi rakip görerek“. İnancım şudur ki, bir süre sonra, kendi içimizdeki zirve mücadelemizden başımız kaldırıp, şeytana uyup zırvalayacak zaman ve dermanımız da kalmayacak, zaten böyle bir ihtiyacımız da olmayacak…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

14 Aralık 2011 – Çarşamba / 22:30

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to “ÜSTAD! ZİRVEDE ZIRVA OLMAZ!”

  1. Yilmaz dedi ki:

    Ellerine sağlık kardeşim, bunu ancak sen bu kadar güzel dile getirebilirdin…

    Etrafımızda bu tür insanlar artık çok türedi ve maalesef boş insan kendini biryerlere oturtabilmek için gürültü yapmaya çalışıyor. Bu sebeple sen zannedersin ki onda birşeyler var, oysa gürültünün altında boş zırvalama görürsün… Bu durum bizi şu sözün tam yaşananacağı bir döneme götürüyor “öyle bir dönem gelecek ki baş ayak, ayak baş olacak ve işin ehli gereken ve hakettiği posizyonlarda görev yapamayacak ve mevkiler ehil olmayanlarla dolacak”. Toplumları ve sistemi bozan en önemli sebebe hoşgeldiniz…

    Neyse ben de dolmuşum ve içimden gelen birkaç cümleyi burada paylaşmak istedim..

  2. LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

    Yılmaz kardeşim;

    Adın gibi sıkıntıları dile getirmede yılmaz bir karaktere sahip olduğunu biliyorum, ben de çoğunu beraber yaşadığımız olumsuzlukları dillendirmeye çalışıyorum. Mermere düşen damla misali…Ne kadar faydası olur, bence olur…

    Selamlar, sevgiler…

Yilmaz için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s