SENİN “H” ın > “A” ın..! BİR ARADA OLAMAYIZ..!

Babam okuduğu gazeteyi bir an için bırakmış, birkaç saniye soran gözlerle yüzüme bakmış ve bugün dahi sebebini bilemediğim o soruyu sormuştu bana; “Oğlum, baba mı evladı yönetir, evlat mı babayı !?”. Bu sorunun beni hazırlıksız yakalamasından mıdır, sorunun içeriğinden midir, nedenini  anlayamayışımdan mıdır bilinmez, şaşkınlıkla ve cevapsız bakakalmışken, O tekrar gazetesine eğilmiş, kaldığı yerden devam etmişti. Benim vereceğim cevaba pek ihtiyacı kalmamıştı anlaşılan. Ardında bir cümle daha gelmişti; “İnsanların çoğunun hırsı aklının bir karış üstünde !!”.  Konu böylece kapanmıştı, en azından babam açısından ama “Hırsın, aklın bir karış üstünde olması” benim açımdan çevremdeki insanları ve olayları değerlendirmek için kullandığım önemli kriterlerden biri haline geldi zaman içinde. “Keşke” diyorum o gazete yazısını merak edip okusaydım o zaman, bu soruyu sordurtanın ve bu sözü söyletenin ne olduğunu öğrenir, biraz daha rahat anlamlandırırdım konuyu.

Hem iş dünyasında hem sosyal hayatımda; başarıya, paraya, ünvana ve benzeri kazanımlara duyduğu hırsı, aklıyla dengeleyemeyenler için, zaman içinde bir formül” ürettim kendimce. Bu formüle göre, “hırs – akıl dengesi” açısından insanları üçe ayırıyorum;

1) Hırsı aklından bir karış yukarıda olanlar ( H > A ) : Benim gözlemlerime göre ezici çoğunluğu teşkil ediyorlar. İş dünyasında ve sosyal hayatımızda çokça ve sıklıkla görülüyorlar. Çok tehlikeli bir “dengesizlik sendromu” sergiliyorlar. Sahip oldukları hırs, akıllarını ve edinmeleri gereken donanımı yukarıya çekip, kendisi ile eşitleyemezse durum kendileri ve çevresindekiler için fazlası ile tehlikeli oluyor.

Sonuç : Mümkünse uzak duralım…

2) Hırsı ve aklı birbirini dengeleyenler ( H = A ) : Özellikle iş dünyasında en “verimli ve problemsiz” çalışanlar, hiyerarşik seviyeleri ne olursa olsun, bu gruptan çıkıyor. Sosyal dengeleri gözetiyor, ekip çalışmasına yatkın oluyor ve uzun vadeli, kalıcı başarı ve büyüme için istikrarlı bir itici güç oluyorlar. En önemlisi “ilerleme hırslarını” eninde sonunda “akıl, yetenek ve donanımları” ile dengelediklerinden, bir “rol model” olarak da ön plana çıkıyorlar. Maalesef sayıları fazla değil.

Sonuç : Her daim yanımızda tutmaya çalışalım…

3) Aklı hırsından bir karış yukarıda olanlar ( A > H ) : En az rastlanılan grup, nadir bir örnek. Hele aklını ve yeteneklerini sürekli yukarı çekip te hırslarını bu seviyenin altında tutmayı başaranlar var ya, bulunmaz Hint kumaşı bu şahıslar. Zaten ya çoğunlukla “akademisyen” ya da “din alimi” oluyorlar, entellektüel ve manevi dünyamızın “aydınlanma ve gelişim önderleri” bu profiller arasından çıkıyor. İş dünyasının ve sosyal hayatın “kanaat önderleri” de ağırlıklı olarak bu gruptan. Maalesef sayıları az, “sahicileri” gerçekten az, aman sahtelerine dikkat. Altın çamura düşmüş olsa da , nihayetinde parlayıverir, gösterir yerini, bu şahıslar da hakettikleri değeri eninde sonunda bulurlar, biraz sabır gerek tabii ki.

Sonuç : Bulursanız, yapışın eteklerine, size feyz versinler, önderlik etsinler…

Yeri gelmişken önemle vurgulamam gerekli ki; bu yazının amacı, insanoğlunun her alanda daima ileriye olması gereken yolculuğunu kötülemek, gereksiz görmek veya tenkit etmek asla değildir. Tam tersine, insanı her daim ileriye olacak yolculuğunda en azından “hırsıyla” at başı gidebilecek “akıl / nitelik / donanım” larla teçhiz etme mesajıdır.

Konuyla yakın ilgisi nedeniyle “Dr. Muhammed Bozdağ’ ın Ruhsal Zeka” adlı kitabından bir alıntıyı sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum, aşağıda bulabilirsiniz ;

“”Kanaat, çılgınca istemek ve çalışmak ama elde edilen her sonucu memnuniyetle karşılamaktır. Hırs da çılgınca istemek ve çalışmak ama başkalarını geride bırakmayan hiçbir sonuçtan razı olmamaktır. Bu şaşırtıcı farkı kavrayamdığımız için kaybediyoruz.

Hırs çok istemek ve çalışmaktır ama aynı zamanda razı olmamaktır, beğenmemektir, kabullenmemektir, bencilliktir, küçümsemektir.

….Hırs…telaşa ve aceleye sürükler. Telaşlanmadan ve düzenli adımlarla ilerlememize engel olur. Hırsla ilerlediğimizde, ya stres enerjimizi tüketir, ya acele yüzünden takılıp düşeriz, ya da dayanamayarak vazgeçeriz.“”

İçinde barındırdığı tüm olumsuz çağrışımlarla “hırs”, insan hayatında ciddi bir şekilde kontol edilmesi, dengelenmesi gereken bir husus. Diğer yandan da ister Muhammed Bozdağ gibi, “hırsın antitezine kanaat deyin”, ister hırs kavramını kendi içinde “yapıcı ve yıkıcı” olarak sınıflandırın, nihayetinde bence akıldan çıkarmamamız gereken şu ki; “kendimize yatırım yapmadan, niteliklerimizi geliştirmeden, öğrenmeden, çabalamadan, manevi dünyamıza zaman ayırmadan, gerekli içsel ve ruhsal enerjiyi bulmadan çıkacağımız her iddialı yolculuk hüsranla sonuçlanacaktır”.

Günümüz insanı hiç durmadan ve yukarıdaki formülün gereklerini hiçbir şekilde dikkate almadan, “toplumsal şartlanmaların” da dayanılmaz baskısıyla, nefes nefese bir yerlere doğru 100 m. atletlerinin hızı ile “maraton” koşmaya çalışıyor. Doğal olarak dizlerde derman kalmıyor bir süre sonra, nihayetinde düşmanlıklar, yalnızlıklar, tükenmişlikler, hayatın kaybolan dengeleri, yıkılan aileler, verimsiz bireyler, çöken kurumlar… Bugünün dünyasında “devletleri” dahi bu kapsamın içinde değerlendirmek gerekiyor. Batının çöken ekonomileri hep daha fazla, daha fazla diyen hayat tarzlarını yetenek, kapasite ve potansiyelleri ile, toplumsal akılları ile dengeleyememelerinin sonucu değil mi ??

Her daim çok vurguladığım bir husus; “durup düşünmek” !! Kapıldığımız girdabın bizi daha fazla dibe çekmesine izin vermeden, hayatımızın “denge kodlarını”, “destek noktalarını”, “direnç eşiklerini” doğru belirlemek. Beklentilerimizi büyütürken, maddi – manevi donanımımızı zenginleştirmek. Ama nihayetinde, bütün bunları başardıktan sonra dahi, hayatımızın kontolünün sadece kendi elimizde olmadığının, sonsuz sayıda parametrenin geleceğimizi şekillendirdiğinin, yazılı kader çizgimizin her zaman hayallerimizle örtüşmeyeceğinin bilinci içinde “gerçek anlamı ile kanaatkar olabilmek”

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

25 Aralık 2011 – Pazar / 15:17

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to SENİN “H” ın > “A” ın..! BİR ARADA OLAMAYIZ..!

  1. Emrah dedi ki:

    Hırslarımızın aklımızın ötesine geçmediği bir hayat diliyorum.

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Emrah Bey;

      Ya da aklımızın hırslarımızdan daha fazla büyüdüğü bir hayat…

      Selamlar, sevgiler…

  2. Haydar Baydar dedi ki:

    Elinize yüreğinize sağlık Lütfullah Bey, büyük bir ders alarak okudum yazınızı, yerden göğe kadar yazdıklarınızda haklısınız, gözleri kapalı hırslarının peşinde koşan toplulukları hergün izlemekte ve bu kişilerin nereye gitmek istediklerini ve hırsları için neler yaptıklarını; çevrelerine ve kendilerine nasıl zararlar verdiklerini görmekteyiz. Allah hidayet etsin bu insanlara, gerçekleri gördüklerinde ve de yolun sonuna gelmeden, inşallah bilinçlenip kendilerine gelirler.

    Haydar Baydar

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Haydar Bey;

      Hırslarının peşlerinden koşmaları o kadar da kötü değil, mesele kendilerine hiç yatırım yapmadan bunu yapmaları. Hırsla, buna uygun donanımın farkı o kadar açılıyor ki bir süre sonra, dipsiz bir kuyu gibi herşeyi içine çekiyor…

      Selamlar, sevgiler…

  3. aylin dedi ki:

    Aslında iş dünyasında h>a olayı çok takdir görüyor ve her fırsatta pekiştiriliyor. Ben Türkiye’nin en iyi iki üniversitesinde lisans ve yüksek lisans yapmış biri olarak işe başladığımda aklım hırsımdan bir karış havadaydı. Yöneticilerim hep beni potansiyelimi kullanmamak ve kendimi başkalarına ezdirmekle suçladılar. Aslında amacım kafamdaki projeler üzerinde çalışırken takım arkadaşlarımı rencide etmemek onları da işin içine katmak, sevimsiz görünmemekti. Ama böyle olunca da gerçekten beni ciddiye almadıklarını ve ağırlığımı koyamadığımı gördüm. Hırsımı daha ön plana çıkarmam 3 yılımı aldı. Son iki yıldır işleri çok rahat yürütüyor ve düşüncemi istediğim kişiye kabul ettiriyorum. a=h’ye daha çok yaklaştım belki.

    Üst yönetimi gözlemlediğimde ise; ne kadar takdir gören yönetici varsa malesef hepsi h>a olan insanlar. h=a’lar genelde yetersiz yönetici olarak görülüyorlar. Belki de sadece bizim kurum için bu böyle ya da Türkiye gibi gelişme hamlesi yapmaya çalışan ülkeler için. Lafı çok uzattım ama, kurum kültürünün bu yapıyı güçlendirmesinin bir sebebi de işlerin sistemlerle değil insanlarla ve insan ilişkileriyle, namla şöhretle yürütülmesi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s