DANIŞMAK ya da DANIŞMAMAK..! / İŞTE BÜTÜN MESELE BU..!

Değerli danışmanım;

Yaptığın işin ne kadar zor olduğunu biliyor ve çabanı, iyi niyetini ve katkını takdir ediyorum. Büyük bir sorumluluk taşıyorsun, “danışılan” adam olmak, “uzmanlığını” talep edenlerin ve karşılığını ödeyenlerin hizmetine sunmak “zor bir uğraş”, “ağır bir yük”. Bu sorumluluğun bilincinde olduğuna inandığım için yazıyorum bu mektubu sana, eğer sen bilincinde olmadığını düşünüyorsan, bundan sonrasını okuma..!

“Danışılmak” insanlık tarihi kadar eskidir tabii ki, bu mektubun konusu ise “modern zamanların, günümüz iş dünyasının” gerektirdiği danışmanlık, çok daha kısıtlı bir çerçevede. Yönetim, hukuk, insan kaynakları, mali vs.. onlarca danışmanlık türü var sizlerden aldığımız. “Neden ?” diye sordum kendime, cevap şöyle geldi : “Bir danışmanın etkili olabilmesinin sebebi, bizatihi yapının dışından gelmesi galiba”. Aslında yabancı bir uzmanın yapabileceklerinden daha fazlasını verebilecek çalışanlar var yapının içinde belki de ama “siz kurumun içindeki engelleyici güçlerin etki alanının dışında kalabilme özgürlüğüne ve gücüne sahipsiniz”. “Düşüncelerinizi açıkça söyleyebilir, kendinizi dinletebilir, taze fikirlere rahatlıkla ulaşabilirsiniz”. Bu çok önemli bir “imtiyaz”. Ben, yönetim danışmanlığının ortaya çıkış sebebini, üst düzey yöneticilerin “bağımsız fikirlere ve değerlendirmelere olan ihtiyacı” olarak görüyorum. Bu tanım ve gerekçelerde “mutabıksak” eğer, devamı daha kolay gelecektir…

Bizler “tarafsız bilgiye, acı gerçekleri duymaya, kararlarımızla ilgili yaşadığımız sürekli şüphelerden kurtulmaya, doğru yönlendirilmeye, uzun vadeli, verimli ve profesyonel ilişkilere” ihtiyaç duyuyoruz. Cevaplar her zaman kolay olmuyor, bazen bırakın kolay ve iyi bir cevabı, cevap dahi doğmuyor. Kurumumuzun kanı pıhtılaşmış oluyor, dolaşım kesiliyor, genel bir felç hali oluşuyor, tepki veremiyoruz…İşte bu durumlarda sizin uzmanlığınız ve desteğiniz, kanı sulandırıp dolaşımı tekrar hızlandıracak, beynin tekrar faaliyete geçmesini, kasların tekrar ısınmasını sağlayacak bir işlev görmeli. Bazen tam tersi ile karşılaşıyorum, adeta “düşmüş olana bir tekme de sizden geliyor”, öfkem artıyor, paylaşmak istedim…

“Danışmanlık alanınız ne olursa olsun, aramızdaki ilişkiyi benim açımdan çok kolaylaştıracak ve verimli kılacak bazı beklentilerim var sizden”, aşağıda sıraladım; dikkate almanızı ve “kendi beklentilerinizi de cevaben bildirmenizi” önemle rica ederim :

– İletişim : İlişkimizin kalbi, can damarı. Sadece konuşmayın, anlatın, aydınlatın beni. Sizin bu gücünüz ve yeteneğiniz var. Yalnız, genellikle benim ajandama uymanızı istiyorum. Bana “son dakika” golleri atmayın. Onlarca sayfalık, çok profesyonelce hazırlanmış, renkli ve grafiklerle dolu sunum dosyalarınızı toplantı sabahında veya bir gün öncesinde göndermeyin bana. Mümkünse bir hafta öncesinde masamda olsun, ben de hazırlanayım. Böylece toplantımızı; “slaytlara değil, birbirimizin yüzüne ve gözlerine bakarak” yapabiliriz. Yani gerçek anlamda, “iletişim” kurabiliriz.

– Konuşalım : Çoğu zaman beklentim, “değerli fikirlerinizi” dinlemek, “bullet” lara boğulmuş Power Point dosyalarını görmek değil. Bunlar elbette ki gerekli ama mümkün olduğunca az kullanalım. “Daha çok sizden dinlemek isterim; fikirleri, muhalif düşünceleri, “mor inek” leri, aykırılıkları, yan yolları, kestirmeleri… Tabii ki yasal, ahlaki ve onurlu alanın dışına taşmadan…”

– Dinleyin : Bazen “sadece dinlemeniz” yeter. Gelin koltukları değiştirelim. “Çalışma masamda karşımda oturmayın, toplantı masasında yanımdaki koltukta yerinizi alın”. “Bana karşı karşıya değil, yanyana olduğumuz hissettirin”. An gelir ki sadece dinlemenize ihtiyacım olur, bir dost olarak, bir yoldaş olarak…

– Benim dilimi konuşun : Olabildiğince… Tabii ki size has bir “jargon” var. Ama “aydınlanmak” için benim kelimelerimi kullanmanıza ihtiyacım var. “Düşünce kelimelerle taşınıyor, dilinizi anlayamazsam sizi nasıl anlarım?”. “Gizemli” anlamlar katmayın konuşmanıza, nihayetinde “zorlaştırmayın, kolaylaştırın” ilkesi ile yaşıyorum ben. Dilinizi anlamazsam hakkınızda kötü niyet beslemeye başlıyorum, hiç istemediğim halde : “Acaba yaptığı işi olduğundan daha mı önemli göstermeye çalışıyor ?” diye düşünüyorum. Affedin beni, hem kendinizi hem beni bu günahtan kurtarın..!

 – Ormana odaklanın : Arada sırada… Ben genellikle kurumumun tüm fonksiyonlarını kapsar şekilde bakarım münferit bir olaya, siz ise uzmanlığınız çerçevesinde daha ziyade “ağaca” odaklanırsınız. Gelin yer değiştirelim; “arada sırada ben ağaca, siz de ormana bakın, bakalım aynı şeyi mi görüyoruz ?” Bunu yapamazsak, ikimiz de miyop, farklı şeyleri görürsek, “korkarım siz ağacı yaşatmak uğruna ormanı yakacaksınız, ben de ormanı yaşatmak uğruna sözleşmemizi yakacağım..!” Ne kötü bir son, ikimiz için de…

– Tarzımızı öğrenin : Bizim tarzımız belki de diğer müşterlerinizden daha farklı. Bizim icra kurulumuz, yönetici ekibimiz belki de daha az sunum görmek, daha çok beyin fırtınası yapmak, daha çok saha çalışması, daha az teorik eğitim, daha çok katılım, daha sık ziyaret vs.. istiyor. Amenna, maliyetine katlanacağız tabii…Ama her hastanın ilaç dozu aynı olmaz değil mi ? “Bize genel reçeteyi uygulamayın lütfen, uygulayacaksanız inandırın bizi…”

– Daha samimi olun : Ben sizin patronunuz değilim, aramızdaki ilişki sözleşmeye bağlanmış bir hizmet kiralama ilişkisi. “Direkt, açık ve samimi olun”. Siz de, ben de bu dostluğu suistimal etmeyecek olgunluğa ve profesyonelliğe sahibiz. Şirketin “ali menfaatleri uğruna”, doğru bildiğinizi paylaşın benimle, sizin doğrularınıza ihtiyacım var…

 – Sadık olun : Zaten hiç şüphem yok bu konuda. Bizim mahremiyetimiz aynı zamanda sizinki. Aksini düşünmek istemem bile. Ama “sadakatiniz kurumadır tabii ki, sizinle ilişkiyi yürütene değil..!”

 – Kariyer savaşlarına alet olmayın : Her seviyede çalışanımızla muhatap oluyorsunuz. Kendi kariyer endişeleri için, üst yönetime mesaj ulaştırma yolunda sizleri kullanmalarına izin vermeyin. Biliyorum ki bu riskin her daim farkındasınız, yine de hatırlatmak istedim…

 – Proaktif olun : “Sizin antenleriniz benimkinden daha uzun, burnunuz daha iyi koku alıyor”. Sektörle, üçüncü taraflar ile, yasal düzenlemeler ile ilgili uyarılarınızı önceden yapın bana lütfen. Sizin öngörü ve “fısıltılarınıza” ihtiyacım var. Elbette ki ölçüp biçeceğiz, ama bilgi kaynaklarınızı sakınmayın bizden…

Yukarıdaki maddelerin neredeyse tümü “aynen benim için de geçerli tabii ki”, size karşı. “İltifat marifete, marifet iltifata tabi”. Hizmetlerinizi ve katkılarınızı hakikaten takdir ediyor ve sonsuz teşekkürlerimi bildiriyorum.

Ha, bu arada sözleşmemiz gereği yapmak zorunda olduğumuz ödemeyi iki gün önceden çıkardık hesabınıza, son toplantıdaki müthiş fikrinize ufak bir jest olması amacıyla. Umarım iyi niyetimizi göstermemiz açısından faydalı  olur..!

Selamlar, sevgiler;

Lütfullah Kutlu

11 Ocak 2012 Çarşamba, 21:02

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

16 Responses to DANIŞMAK ya da DANIŞMAMAK..! / İŞTE BÜTÜN MESELE BU..!

  1. Hakan DAYANGAÇ dedi ki:

    Son toplantıdaki müthiş fikrim neydi?

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Hangi birini söyleyeyim??

      O kadar çok müthiş fikre sahip olunca, sözleşme bedelini peşinen talep etmiştin bizden ama kurum menfaatleri işte… Maalesef..!!

      Selamlar;

  2. Gürsoy Erol dedi ki:

    Lütfullah Bey,

    Danışan – Danışman ilişkisini ne güzel anlatmışsınız, tebrikler.

    Sizin hem iyi bir danışan hem de iyi bir “istikamet verici” danışman olduğunuzu söylememe izin verin.

    Göz boyamaya dayalı danışmanlık dünyanın heryerinde var. Ödenen paranın karşılığının alınamadığı danışmanlık da. Burada iş danışana düşüyor. Danışanın ne yapmak istediği, danışmanlığa bakışını belirliyor. İyi bir doktor, iyi bir dişçi, iyi bir marangoz, iyi bir avukat bulmak ne kadar zorsa iyi bir danışman bulmak da o kadar zor. “Nasıl?” sorusunun cevabını öğrenmek için aldığınız uzmanlığa dayalı danışmanlıkla, “Nedir?” sorusunun cevabını öğrenmek için aldığınız “istikamet verici” danışmanlık çok farklı. Eskiden, bilgiye ulaşımın zor olduğu zamanlarda danışmanlar bilgi ve tecrübe kaynağıydı ve nasıl sorusunu cevaplarlardı. Şimdi ise aşırı bilginin yarattığı belirsizlik söz konusu. Artık danışman “istikamet verici” olarak daha fazla değer yaratıyor.

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Gürsoy Bey;

      Teşekkür ediyorum…Danışan – danışman arasındaki ilişkide iki taraf ta üstüne düşeni yapmadığı müddetçe olumlu sonuç almak biraz ham hayal oluyor. Sizin gibi danışılırken de ne istendiğini – ne istediğini bilenlerle yürütülen beraberlikler ise son derece verimli..

      Selamlar;

      • Fatih Cantürk dedi ki:

        İşte burası harika. Danışmandan da önemli olan kısım; danışanın ne istedigini bilmesi ki hayati önem taşıyor. İş hayatında danışman olarak çalışmaya karar vermiş, bu görevin henüz başında olan genç ( 30 ) yaşında bir marka danışmanı olarak, yazınızdan çok şey ögrendigimi açıkça ifade edebilirim. Çok teşekkürler.

        • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

          Fatih Bey;

          Yazımdan çok şey öğrendiğinizi ifade etmeniz benim için en büyük mutluluk kaynağıdır. Yaş ilerledikçe öğrenme ihtiyacınız artıyor, ben de 40’lı yaşların başındayım, bir gün olsun “tamam yeterince öğrendim” demedim. Umarım ileride kendinizi bir marka yapar, marka danışmanlığını şahsınız üzerinde başarı ile yürütürsünüz.

          Selamlar;

  3. Tunc Elmas dedi ki:

    Çok değerli tespit ve yönlendirmeler.

    Teşekkürler

  4. Semra Kızıltan dedi ki:

    Çok güzel ve gerçekten faydalı bir yazı olmuş, umarım hem danışmanlar hem de çalışma hayatındaki herkes “doğru iletişimi” iş hayatlarına oturturlar. “Direkt, açık ve samimi” olunmaması benim de bir yaramdır iş yaşamında. Bir danışman olarak 2 defa okuma ihtiyacı hissettim :) Ayrıca üslubunuz akıcı, hiç yormuyor, bir solukta okuttu… Teşekkürler.

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Semra Hn;

      Hayatın her alanında direkt, açık ve samimi olmanın bazen kısa vadede göreceli zararlarını fakat nihayetinde genelde net olarak ciddi faydalarını yaşıyoruz. Danışan – danışılan ilişkisinde ise oturup meyveyi beraber yiyeceğimize göre, neden kaç-göç, samimiyetsizlik, bilgi gizleme, güç oyunları vs…?? Hiçbir anlamı yok.

      Teşekkür ederim…

      Selamlar;

  5. Hakan dedi ki:

    Kaleminize saglik

  6. Burak Günbal dedi ki:

    Lütfullah Bey,

    Makalenizi keyifle okudum, ellerinize sağlık. Müşteri bakış açısı ile biz danışmanlara tavsiyeleriniz cok değerli ve önemli. Doğru bir ilişki ve iş yapış biçimi için, iletişim ve acıklığın önemi yadsınamaz. Paylaşımınız için kendi adıma çok teşekkür ederim, kaleme aldığınız metin eminim benim gibi bu işi yapan herkese yön verecek bir öneri listesi.

    Saygı ve Selamlarımla,

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Burak Bey;

      Öncelikle teşekkürler samimi ve müspet yorumunuz için… Hayatta herkes birbirine birşeyler danışıyor değil mi? Nihayetinde yüzlerce, binlerce etken olsa da bu ilişkide, temeli teşkil eden birkaç taneyi vurgulamak istedim…

      Selamlar;

  7. selin daglaroglu dedi ki:

    Lütfullah bey,

    Yazınızın üzerinden belli bir süre geçmişte olsa, ben yeni karşılaştım. Çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz. Yeni açılacak otellere yönetim ve yatırım danışmanlığı yapıyorum yaklaşık 1.5 yıldır. Otelcilik sektöründe ise 13 yıldır çalışıyorum. Yazdıklarınızı okurken danışmanlık işinin her ne kadar dışarıdan kolay gözükse de aslında ağır bir yük ve sorumluluk içerdiğini ve bir o kadar da şirketlerin bu bağımsız bilgilerden yararlanmaları gerektiğini düşünüyorum.

    Buna istinaden her hikayenin iki yüzü var. Biraz da oraya değinmek isterim. Danışmanlık kuruma özel olmalıdır katılıyorum. Ancak fikirler paylaşılırken lütfen danışanlar , danışmana belli bir ücret verip , danışmanı yapıp ondan sonra başka yerden duydukları bilgileri, eş dost eleştirilerini daha inandırıcı bulup yapılan çalışmayı çürütmeyin. Ya da egolarına yenik düşüp danışmanın daha fazla bilgiye sahip olabileceği, bazen gerçeklerin hoşunuza gitmeyeceği durumların olabileceğini kabullenin. Nasıl olsa ücretini ödüyorum diye düşünerek asistanınız olarak görmeye ve öyle işler delege etmeye başlamayın. Nasıl bir destek istediğinizi, neye ihtiyacınız olduğunu açıkça ve net bir şekilde belirtin. Bir karar verip , ertesi gün geldiğinde danışmandan habersiz çoktan bir başka yol almış olmayın. O zaman o kadar harcanmış zamana, enerjiye, emeğe yazık değil mi? Ondan sonra da sözleşmenin bitmesine 5 ay kala “sizden verim alamıyoruz” deyip sözleşmeyi feshetmeyin. Bunun gibi daha nice yaşanmış hikaye anlatabilirim.

    En çok vurgulamak istediğim şey şu: bazı sektörler; otelcilik, finans, inşaat, yönetim gibi bariz teknik bilgi, donanım ve tecrübe gerektiren sektörlerde destek almak önemli. Bilgi önemli bir ekipman ve güçtür. Bir cümleyle bir apartmanı yıkabilir veya inanılmaz bir ekip çalışması sistemi oluşturabilirsiniz. Ülkemizde böyle insanlara, değişik vizyonlara ihtiyacımız var. Bunları doğru değerlendirelim. Özellikle patron şirketleri maalesef hala egolarından tamamıyla kurtulabilmiş değil. Eğer doğru bilgiyi kullanmayı ve kullandırmayı bilirsek hem danışan hem de danışman için verimli bir alışveriş olur. Bu sadece bizlere değil çevremizdekilere de kolaylık sağlar.

    Böyle bir konu başlığını tartışmaya açtığınız ve bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.

    Selin Dağlaroğlu

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Selin Hn;

      İş dünyamızdaki tüm problemler ilk safhada birbirleri ile, daha sonra da tüm sosyal hayatımız ile ilintililer. Danışmanlık, adı üstünde “danışılan, akıl sorulan, fikir alınan olmak” kolay değil elbette, tüm muhataplar için. Hem egoları yıkmak, hem de açık fikirli ve “diyalog” taraftarı olmak gerek. “NE” YAPACAĞIMI DEĞİL, “NEDEN” YAPACAĞIMI SÖYLE..! yazımı okuduğunuzda da ek ve destekleyici fikirler bulacaksınız. Her ne kadar zaman alıyor ve bir ölçüde moral bozucu oluyorsa da “doğru” bildiklerimizi söylemeye devam…

      Değerli katkılarınız için teşekkür ediyorum…

      Selamlar…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s