BİR FİKRİM VAR..! ASLINDA ÇOK FİKRİM VAR..!

Sayın yöneticim;

Benim bir fikrim var, aslını söylemek gerekirse işe yarayacağını düşündüğüm çok sayıda fikrim var. İsmim Fikri Bolfikir. Bir alt katınızdaki Mali İşler Departmanı’ nda Finansman Müdür Yardımcısı olarak çalışıyorum, bayağı da oldu yapıya gireli, üç yıl…Genelde departmanımıza uğramadığınız ve sadece Mali İşlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcımız ile istişarede bulunduğunuz için büyük ihtimalle çıkaramayacaksınız simamı. Size her ay gelen ve detaylı bir şekilde tüm şirket fonksiyonlarının fotoğraflarını çeken Faaliyet Raporları’ nın altyapısını kuran ve işleten, raporları hazırlayan, bu doğrultuda bütün departmanların çalışanları ile hemhal olup, koordinasyonu kuran kişiyim ben. Bu sayede şirketin nabzını o kadar iyi tutuyor ve de kendime o kadar ciddi yatırım yapıyorum ki, özellikle “daha iyi ve verimli bir yönetim” için bir sürü fikir oluştu kafamda, sizle ancak bu yolla paylaşabiliyorum. Umarım mektubumu sonuna kadar okumak sabrını ve nezaketini gösterirsiniz;

Kendimi bir “fikir üreticisi veya fikir avcısı” olarak nitelendiriyorum. Günümüzde piyasadaki ürünlerin ve inovatif çözümlerin taklidi artık çok kolay. Bence şirket olarak bizi “farklılaştıracak” husus, “yönetimle ilgili yeni ve taze fikirler”. Performansın yükseltilmesi, çalışanların motivasyonu, organizasyonun sürekli canlı tutulması…Bütün bu detaylarla ilgili, “devrim niteliğinde” o kadar güzel fikirlerimiz var ki ben ve benim gibi birkaç arkadaşımın, bize fırsat vermenizi, dinlemenizi ve desteklemenizi rica ediyorum.

Çok okuyorum ben, özellikle “yönetim felsefesi literatürünü”. Seminerlere katılıyorum, neredeyse tamamının maliyetini de şahsen karşılıyorum. Ciddi bir “yönetim gurusu tanışıklığım” oluştu bu süreçte. Bir kısmını çöpe atıyorum söylenenlerin ama bir kısmını da “hafızama kazıyorum” adeta. Sadece kendi uzmanlık alanımla ve kendi sektörümle sınırlı kalmıyor “entellektüel çabam”, başka “endüstrileri hatta bilimsel yayınları” takip ediyorum “benchmark” alabilmek için. Bu sayede şirketimize münhasır ihtiyaçlara yönelik bir sürü “özelleştirme” yaptım kafamda, bir paket halinde müdürüm ve bazı çalışma arkadaşlarım ile paylaştım, alttan alta yürüyen birkaç proje de var halihazırda. Şirketimizdeki diğer “fikir avcılarını” da sokmaya çalışıyorum süreçlere, başarılı da oluyorum galiba. Şahsi düşüncem bu üretimin “tepeden aşağıya” ve “aşağıdan yukarıya” “eşzamanlı” olması. Zaten benim “fikir üretme” maceram şu “dört safhada” yürüyor;

– Avlıyorum : Çeşitli kaynaklardan “örnekleyerek”, “dönüştürerek”, bizzat “üreterek”.

– Paketliyorum : “Anlaşılabilir, paylaşılabilir, uygulanabilir” bir “proje paketine” dönüştürüyorum.

– Savunuyorum : Dört elle ve tutkuyla “sarılıyor”, “avukatlığını yapıyor”, “yandaşlarımı” buluyorum.

– Uyguluyorum : Gücüm yettiği ölçüde ve “hiyerarşik yapı” müsaade ettiği oranda. Çoğu zaman uygulamayı bu işten “nemalanacak” yöneticilerime bırakıyorum. Benim aldığım “kişisel tatmin” çok daha önemli, tabii ki bir noktaya kadar.

Muhtemelen farkında değilsiniz ama son dönemlerde üçüncü partilerle ilişkiler, kriz yönetimi, sermaye verimliliği hatta insan kaynakları yönetimi ile ilgili pekçok projenin altında ben ve benim gibi “isimsiz kahramanların sanal imzası” var, maalesef “yazılı imzalar” genel müdür yardımcılarımızdan geliyor. Varsın olsun, şirket kazanıyor ya diyoruz, sineye çekiyoruz fakat bir kaç “fikir avcısı” şirketten ayrılmak üzere, bilgilendirmek de isterim. Bizim en önemli ortak özelliğimiz; “iyimserliğimiz”. İnsanların ve kurumların değişebileceğine olan bitmez tükenmez inancımız. Birer fanatik gibi savunmuyoruz “fikri bebeklerimizi”, mütevazi, ılımlı ve uzlaşılır bireyler olarak devam ediyoruz çalışma hayatımıza. “Şirketimizin kendi sonuçlarına kendisi ulaşabilecek kapasitede” olduğunu biliyor ve genelde “silikliği tercih ediyor” gibi görünüyoruz. Bu görünüm tabii ki bilinçli bir tercih ama unutmamak gerek “uysal atın çiftesi pek olurmuş”.

Kendime güvenirim ben, doğacak “direnci” tahmin edebiliyorum herbir “yeni fikrin uygulanması safhasında”. Bu mektubu size bu samimiyetle yazmamın sebebi de hem kendime hem sizin “yönetsel, kişisel ve kurumsal niteliklerinize duyduğum güven”. Açıkçası hangi kademelerde beni kimlerin desteklediğini, kimlerin kösteklediğini de biliyorum. Şirket dışında da çok aktif olduğumu belirtmiştim, bu faaliyet beni nasıl daha verimli kılıyor, nasıl mutlu ediyor anlatamam. Benim gibi şahısların sayısı ne kadar artarsa bir kurumda, o yapının bu oranda “rekabetçi” olacağına inanıyorum. Ben ve benim gibilere nasıl davranılması gerektiği hususundaki düşüncelerimi de aşağıda sıraladım, cüretimi mazur görün ve affedin lütfen;

1 – Varlığımızı kabul edin : Biz “varız”. İyi yönetilmesi gereken çok önemli birer “kaynağız”. Yokmuşçasına davranılmak, “fikir üretme yeteneğimizi” zamanla körleştirir. Farkımızda olduğunuzu “hissettirin” bize.

2 – Bizi “ödüllendirin” : Sadece para değil bahsettiğim. Ya da sadece “güç”. Fikir üretmek ve ürettiğim fikrin hayata geçişini, sonuçlarını görebilmek en büyük mutluluk benim için. Beni dinlemeniz, kulak vermeniz en büyük ödül, önemsenmemek ise en büyük ceza.  Hele tüm şirket geneline atılacak güzel bir “taltif” mesajı, beni emekliliğime kadar size bağlayabilir.

3 – “Rolümü” netleştirin : Mevcut “organizasyon şeması” izin vermiyor ise “şemayı biraz esnetin” ki yeteneklerimi “kullanabileyim”.

4 – Bana “özgürlük” verin : Tabii ki raporları çıkartıp bütçeleri hazırlamaya devam. Ama “bir finansçı bu işlerden ne anlar” deyip, beni şirketin diğer asli fonksiyonlarının dışında tutmayın. İnanın bizler “özel jokerleriz”. Deneyin, pişman olmayacaksınız..!

5 – Beni “destekleyin” : Kendime güvenim tam ama sizin seviyenizdeki bir destek kurumun önünü açar, ben ve benim gibilerin “üretimleri” ile ilgili olarak. “Temkinli” olsun desteğiniz, yeter ki olsun… Müdahele de edebilirsiniz tabii ki işleyişe, “projenin ruhunu kaybetmeyelim” yeter. Sizin seviyenizdeki bir destek, işin sonuna kadar gidileceğinin bir garantisidir benim için…

6 – Benim gibileri “üretecek ve yaşatacak bir kurumsal kültür” oluşturun : Zaten en önemli CEO sorumluluklarından biridir diye biliyorum okuduğum yayınlardan, katıldığım seminerlerden. Bize “toleransla” bakabilecek bir çevre gerek, bazen yanılarak da olsa, hata yaparak da olsa büyüyebilmemiz için. Benim gibilere biraz “hata yapma imkanı” tanıyın.

Ben burada daha uzun bir süre kalıp, “üretmek” istiyorum. Ne kadar uzun sürerse birlikteliğimiz, katkımın o kadar büyük olacağına inanıyorum. Bu cüretkar ama samimi mesajımı mazur görmenizi ve destek vermenizi rica ediyorum. Bu arada bizzat benden dinlemek isterseniz düşüncelerimi, bir kat yukarı çıkıp odanızda paylaşmak isterim tüm “ürettiğim fikirleri”.

Saygılarımla;

Fikri Bolfikir – “Kendi çapında kahraman”

Ne kadar tanıdık geldi “hayali kahramanım Fikri Bolfikir’ in hikayesi”, değil mi?? Ne çok “gizli cevher” var aslında etrafımızda, kafamızı kaldırıp kendimizi hapsettiğimiz dar alanın dışına çıkıversek. Acaba bizler de birer Fikri Bolfikir’ miyiz?? Öyleysek eğer, üretmeye devam, bir gün nasılsa “kadri bilinecek” rahatlığıyla…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

14 Haziran 2012 – Perşembe / 21:45

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to BİR FİKRİM VAR..! ASLINDA ÇOK FİKRİM VAR..!

  1. aylin dedi ki:

    Bugünün üst düzey yöneticileri 80’li yıllarda (bilgisayarın bile olmadığı ofislerde) iş hayatına başlayan ve her yeni fikri, her yeni teknolojiyi, her yeni yaklaşımı sadece mevcut düzenlerine birer tehdit olarak gören yöneticiler. Kontrolün her zaman kendilerinde olması onlar için hayati olduğu için konfor alanlarının dışındaki herhangi bir unsura şiddetle karşı çıkıp, yeni yaklaşımların eksikliklerini tecrübeleriyle kapatacaklarına, bu sistem işe yaramaz olmamış bir daha çalış, deyip şevkimizi kırıyorlar. Ondan sonra “neden bizim departmanın işlerini bir sisteme oturtmuyorsunuz, herşey bana bakıyor benim başımı kaşıycak vaktim yok, en küçük bir işi bile bana sormadan halledemiyorsunuz” diye yakınıyorlar. Kendi kurdukları bu düzen aslında onların egosunu şişirdiği için yenilik getirmeye çalışan elemanlar uyumsuz eleman olarak yaftalanıyor. En sonunda da “bizim kültürümüze uyum sağlayamadı” denerek el sıkışılıyor.

    Kadrimizin bilinmesi dileğiyle …

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Aylin Hn;

      Maalesef istisnasız her şirket bir “kültürden” bahsediyor da açıkçası ben bu kültürle iş hayatımda azami 1- 2 defa karşılaştım. Bizim iş dünyamıza ağırlıkla hakim olan kültür zaten “bir şirket kültürünün olmayışı / olamayışı”. Bahsettiğiniz sıkıntılar da bu “kültürsüzlüğün” birer yansıması zaten. Bu arada hatırlatmak gerekir ki, “şirket kültürünün” oluşumu ile şirketin büyüklüğünün ve “kadim tarihinin” pek de alakası yok, doğru orantı yok yani aralarında. Çok genç ve küçük olup da, kişiliğini, iş yapış tarzını ve kültürünü oturtmuş şirketler varken ( yarının kazananları ) büyük ve köklü olup da hala bir standartı, tarzı oturmamış bir sürü kurum var ( yarının kaybedenleri ). Makalemde belirttiğim gibi; yine de “üretmeye” devam, moral bozukluklarına rağmen…

      Selamlar, iyi çalışmalar;

  2. Yalın Üretim dedi ki:

    Selamlar,

    Kadriniz bilinmeyebilir ama ürettiğiniz fayda her zaman bilinir. Aklınıza ve kaleminize sağlık. Leanfact Danışmanlık

  3. Julide SUNER dedi ki:

    Harika, elinize sağlık… Yukarıda yapılan yorumlara da harfiyen katılıyorum.

  4. Aylin dedi ki:

    Bahsettiğiniz “kültürsüzlük kültürü” kavramı harika. İşte bütün mesele bu.

    Tanımlamalarınızın zenginliği gerçekten beni şaşırtıyor..

    Elinize sağlık…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s