VERİ Mİ, BİLGİ Mİ, YORUM MU..?

Şirketler, günümüzün “rekabetçi” dünyasında bir adım daha önde olabilmek için, her geçen gün artan meblağlardaki büyük bütçeleri, sektörleri ve rakipleri hakkında “bilgi toplamak, organize ve konsolide etmek” için ayırıyorlar. Günümüzün “bilgi ekonomisi” o kadar aç ki, hem bireysel hem de kurumsal olarak ciddi yatırım yapıyor, zaman ve enerji ayırıyor, bu “ekonominin” nimetlerinden azami ölçüde faydalanmak için tüm kaynaklarımızı kullanıyoruz. Konu çok kapsamlı ve tüm hayatımızı etkiler büyüklükte olduğu için, ben sadece “iş dünyasını” ilgilendiren boyutlarını incelemeye çalışacağım.

Makalenin başlığı aslında insanın “olgunlaşma” çabasındaki “merhalelerini” özetler nitelikte. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda bol bol “veri biriktiriyor”, gençlik ve orta yaş dönemlerimizde birikmiş veriyi “bilgiye dönüştürüyor”, olgunluk çağlarımızda ise bu bilgiyi, geleceğimizi ve toplumu aydınlatacak “yorumlar” haline getiriyoruz, “kapasitemizin ve birikimimizin” el verdiği ölçüde. Bugüne kadarki meslek hayatımda, bu “zincirin” kurumlar açısından da aynı şekilde işlediğini fakat maalesef pek çok kurumun daha “veri biriktirme safhasından bilgiye dönüştürme safhasına” dahi geçemediğini müşahede ettim. Halbuki ilerleyen satırlarda göreceğimiz gibi, bu inanılmaz “veri yatırımının” arzu ettiğimiz sonuçları verebilmesi, ancak “doğru ve yeterli şekilde yorumlanabilmesi” ile alakalı. Aksi taktirde “malumat” olarak çalışanların beyinlerinde, klasörlerde veya yedekleme ünitelerinde unutulup kaybolmaya mahkumlar…

Teorik olarak, elbette ki sektör ve rakipler hakkındaki bilgi, alınan kararlardaki “kesinliği ve hatasızlığı” arttırır, değişen piyasa koşullarına “adaptasyonu” hızlandırır. Elbette ki üst yönetimin rolü, piyasalardaki “olasılıkları” ve “sınırlamaları” analiz etmek ve bu analiz doğrultusunda “şirket stratejilerini ve organizasyon yapılarını” belirlemektir. Ama bir noktaya kadar..! Herşeyden önce “objektif analizlerin de” bir limiti vardır. Rakamlar ve bilgiler tek başlarına “konuşmazlar”. Birilerinin onlara “anlam kazandırması, hayat vermesi” gerekir. Biriken bilgi genelde “çok fazladır”, toplayanlar ve kullanacaklar “kaybolurlar” bu bilginin içinde. Zamanla “bilgiyi toplayanlar ve kullanmaya çalışanlar” ayıklamaya başlarlar bu büyük hacmi ve bir süre sonra sapla saman, gerekli ile gereksiz, hayati ile lüzumsuz birbirine karışır. Neyin ne anlam ifade ettiği ile ilgili “farkındalık” kaybolur ve onca araştırmadan, yürüyen ERP sistemlerinden, pazar analizlerinden, finansal tablolardan ve bilumum kaynaklardan akan “veri” birkaç orta – üst düzey yöneticinin de “filtresinden geçerek” üst yönetime iletilir. Kanıksanmış, sıradan, yasak savma kabilinden raporlar, rakam ve analiz yığınları…

Oysa bu süreci “anlamlandıracak” ve yapılan yatırımı haklı çıkaracak “en önemli son safha” unutulmuş veya önemsenmemiştir; “önemli olan toplanan verinin bolluğu ve kesinliği değil, bilgiye dönüşmüş olsa dahi asıl hangi yönde ve ne doğrulukta yorumlandığıdır”. Üstünde durmak istediğim ve “yatırımın asıl yoğunlaşılması gereken noktası” olarak gördüğüm husus bu. Liderlerin tek görevi “karar vermek” değildir, belirsizliğin hüküm sürdüğü ortamlarda “yön belirler ve çalışanları bu yöne doğru motive ederler”. Liderler oluşan bilgiyi “yorumlamalı ve paylaşmalıdırlar” yani aslında “bilgiyi değil bilginin anlamını ve ruhunu yönetmelidirler”. Orta düzey yönetim veriyi bilgiye dönüştürebilir ama üst düzey yönetim için kritik olan üretilen bu bilgiyi en doğru şekilde yorumlamaya imkan verecek “net, açık ve tutarlı bir disiplin, donanım ve bakış açısına” sahip olmaktır. Bu “yorumlama yeteneğine” yapılacak yatırım, bizatihi “veri toplama süreçlerine” yapılan yatırımdan çok daha büyük bir “rekabetçi avantaj” kazandıracaktır “yatırımcısına”.

Diyelim ki veriyi topladık… doğru, zamanında ve verimli bir şekilde işleyip bilgiye dönüştürdük… peki hangi “önceliklere”, hangi “alanlara” yönelik olarak geliştirmeliyiz “yorumlama” yeteneğimizi? Fazla dallandırıp budaklandırmadan, konunun özünden sapmadan aklıma gelenler;

– Tahmin edilemezlikler, kestirilemezlikler, volatilite ile savaş : Bütçelerimizin, tahminlerimizin “güvenilirliği” boyutu. Bu güvenilirliği ölçebiliyor, toplanan bilgiyi bu doğrultuda “doğru yorumlayabiliyor” isek “aldığımız riski de” doğru hesaplıyor, “alternatif stratejilerimizi” doğru belirliyor ve “kabus görmekten de” bu ölçüde kaçınabilmiş oluyoruz.

– Büyüme potansiyeli : Şirketin sektörde ulaşabileceği “kaynakların büyüklüğü, büyüme potansiyeline yeterliliği”. Büyüme potansiyeli yönünde yapılacak “doğru yorumlar”, yatırım ve maliyet yönetimi açısından temel “yol göstericimiz” olacaktır.

 – Karmaşanın yönetimi : Rekabetin durumu, rakiplerden “bağımsızlık”, üretim ve dağıtım kanallarına ulaşabilirlik. “Strateji üretiminde” ne kadar “özgürüz”, ne kadar rakiplerimize ve kaynakların mevcut durumuna bağımlıyız? Üretim kaynakları birkaç oyuncunun mu yoksa çok sayıda rakibin hizmetinde mi?

– Kontrol edebilirlik : Şirket ani gelişmeleri göğüsleyebilecek “yeteneklere” sahip mi? Gelişmeler mi şirketi, şirket mi gelişmeleri yönetiyor? Şirketin “refleksleri” rakiplerine ve diğer piyasa aktörlerine mi bağımlı?

Bu dört boyut; topladığımız verinin bilgiye dönüşmesinin ardından doğru yorumlanması esnasında hiç gözden kaçırılmaması gereken alanlar olarak gözüküyor. Tabiidir ki uzmanlık sahanız, mesleğiniz ve hatta tecrübeniz doğrultusunda eklemeler yapabilirsiniz ama bence iş dünyasında “sektörel ayrım” olmadan “yüksek performansa” yönelik bir fikir olmaya yeteceklerdir.

Aslında “hayatın her alanında” toplanan “verinin” anlamlı “bilgi kümeciklerine” dönüştürülmesi ve geleceğimize yönelik olarak “olumlu bir ruh hali “ ile “doğru yorumlanması” vazgeçilmez bir “disiplin” ve “başarı formülü” olarak çıkıyor karşımıza. Yazımı bitirirken kızımın yorumlarını alıyordum… Umarım O’ nun yorumlarının gereğini “eğitim sistemimiz” de yerine getirir…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

4 Ağustos 2012 – Cts / 17:26

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to VERİ Mİ, BİLGİ Mİ, YORUM MU..?

  1. Yılmaz Tuncer dedi ki:

    Allah senin yolunu açık eylesin kardeşim. Olayları ne güzel analiz edip dile getiriyorsun. Umarım bu yorumlarından ders alan ve istifade eden bireyler çoğalır bu ülkede.

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Teşekkür ettim kardeşim;

      Senin gibi tüm güzel insanların güzel düşüncelerine, parlak fikirlerine ihtiyaç var, sadece ülkemizde değil tüm dünyada. Ben sadece sizlerin sözcülüğünü ve elçiliğini yapmaya çalışıyorum…

      Selamlar;

  2. Ender Bozkurt dedi ki:

    Yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum, paylaşımlarınız için teşekkürler.

    Aklı başında her firmanın yatırım yaptığı ancak olması gereken şekilde verim alamadığı bir konuyu ele almış ve hap gibi özetlemişsiniz. “Bilgi güçtür” derken gücün aslında o bilginin yorumlanmasından ileri geldiğini sıklıkla unutuyoruz. Oysa ki şirketlerde kararları data mining yazılımları değil insanlar alıyor.

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Ender Bey;

      Yorumunuzun (“Bilgi güçtür.” derken gücün aslında o bilginin yorumlanmasından ileri geldiğini sıklıkla unutuyoruz) kısmı adeta yazımın doğal bir “nihai noktası” vasfını taşıyor, “kattığınız değer” için teşekkür ediyorum. Maalesef “veri toplama” herhalde daha mekanik ve kolay olduğu için işimize geliyor… Yorumlama ve anlamlandırma kısmında ise daha çok acı, daha çok yatırım, daha ciddi emekler gerekiyor. Bu nedenle midir uzak duruşumuz? Belki de… Sebep ne olursa olsun, sonuç olarak bilginin “gerçek güce” dönüşebilmesi için sizin ifadenizle, olmazsa olmaz olan “yorumlama” kısmını es geçemeyiz…

      Selamlar;

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s