BANA HİKAYENİ ANLAT..!

“Bir hikayesi olmalı, bunun da hikayesi eksik” diye kimbilir kaçıncı kez hayıflandım bir sunum dosyası hazırlarken. Kariyer maceramda bugüne kadar yüzlerce “rapor”, onlarca “sunum”, bir sürü “eğitim programı” hazırladım, sundum, dinledim, katkıda bulundum… Sunan veya dinleyen, hedef alınan veya hedefleyen olarak, “tecrübeme ve duygusal zekama yaptığım yatırım” arttıkça, bu makalenin başlığını oluşturacak noktaya doğru sürekli evrildiğimi  hissediyorum; “Hikayen önemlidir; istatistiklerden, rakamlardan, kuru yorum ve analizlerden daha mühimdir çoğu zaman… Düşündüklerini, hedeflerini, geleceğini ifade eden hikayendir. Hikayeni anlatamıyorsan içinde, o kuru kalabalıklardan oluşmuş Power Point sunum dosyalarını bir kenara fırlatıp atabilirsin… İnsanları etkilemenin ve hedeflerine doğru ikna etmenin yolu sağlam hikayelerden geçer”… Finans kökenli bir uzmanlık alanından yola çıkıp bu bakış açısına sahip olabilmek de elbette ki “küçük hikayeciklerden oluşan ayrı bir hikaye”

Halen üzerinde çalıştığım “sunum dosyasının finansal verilerini” bir tarafa bıraktım ve “hikayesine” odaklandım danışmanlık hizmeti verdiğim “şirketin”. “Muhtemel alıcı veya ortak” neden yatırım yapmalıydı bu şirkete, nereden gelmiş, nereye gidiyordu, hedefleri neydi, hangi zorluklarla karşı karşıyaydı, bu zorlukları nasıl aşmayı planlıyor ve “nasıl bir hikaye yazmak istiyordu?”

Günlük hayatımızda da iş hayatında da çevremizdekileri “belirli hedeflere doğru motive etmenin” başlıca iki yolu var;

i- “Geleneksel uygulamayı” tekrar etmek yani “istatistiklerle, rakamlarla, analizlerle, uzmanlarından alıntılarla dolu sunum dosyalarını ve raporları kullanmak” ki ezici çoğunluğumuz için bu yol zaten “olmazsa olmaz”. Fakat vazgeçilmez olmakla birlikte bu retoriğin “iki mahzuru” var: birincisi; hitap ettiğimiz şahıslar da kendi değerlendirme kriterlerine, tecrübelerine, bilgilerine sahipler ve siz sunumunuza başladığınız anda onlar da “kendi beyinlerinde sizinle mücadeleye başlıyorlar” ve ikincisi; onları ikna etmeyi başarsanız dahi bu sadece “entelektüel bazda” bir ikna oluyor ki yeterli değil çünkü insanlar sadece beyinleri ile “inanmıyorlar, ikna olmuyorlar, motive edilemiyorlar ve gerekli enerjiyi kazanamıyorlar”  maalesef, devreye “kalbi ve duyguları” da sokmak gerekiyor.

ii- “Fikirleri duygularla birleştirip çok daha güçlü bir etki oluşturmak” ki bunun “en doğru ve güvenilir” yolu “güzel ve sağlam bir hikaye üretmekten” geçiyor. Hikayenizin içinde bir sürü bilgiyi “gerçekler” olarak muhatabınıza sunarken, “hikayeniz” yolu ile onun “duygularını ve enerjisini de” harekete geçirmiş oluyorsunuz.

Peki nedir “hikayemiz”? Her çaba, her amaç “hikayeleşebilir mi?”… Bence “evet”, çünkü hikaye “hayatımızı nasıl ve niçin değiştirdiğimizin, değiştirmek istediğimizin tanımıdır”, “uzun veya kısa” olabilir, “samimidir” ve “insan faktörünü” içerir, “öznel / kişisel beklentilerimizle hayatın acımasız gerçeklerini çarpıştırdığımız bir platformdur ve ne kadar inanç taşırsa o kadar da ikna edicidir karşımızdakini”. Kitaplar okuruz, insanlar tanırız, filmler izleriz, her biri bir senaryo katar dağarcığımıza, hikayemizin “yaşanmış” olması gerekmez illa ki, “kurgu” da olabilir hatta çoğu zaman kurgu olmak zorundadır… Önemli olan “insan beyninin çalışma düzeneğidir”; insan beyni “anlamak ve hatırlamak için küçük parçaları birleştirip bir bütün haline getirmek, bir “hikaye”, bir “bütün resim” oluşturmak zorundadır. “Hikayeleri” hatırlamak, sunum doayalarının “bullet” larını hatırlamaktan çok daha “kolay ve anlamlıdır”

Çoğumuzun sorumluluğu “bugünü anlamakla” sınırlı değil, asıl mesele “geleceği şekillendirebilme çabalarımızda” yatıyor. Peki “geleceği nasıl hayal ediyoruz?” Bir “hikaye” olarak! O zaman bırakalım “hikayelerimiz konuşsun” çalışma hayatındaki sunumlarımızda olduğu kadar, ailemizin geleceğinde de, siyasi hayatımızda da, sosyal yapımızda da. Mesele “hikayemizi yazabilme ve aktarabilme yeteneğimizi geliştirebilmek”

Ben bu yeteneğimi geliştirebilmek için uzun zamandır ciddi bir çaba harcıyorum. “Önerebileceğim satır başları” aşağıda;

a- Hikayemin “ana karakterinin” arzuladığı nedir? Olabildiğince samimi olarak, çünkü bu arzu hikayenin can damarı..!

b- Bu “arzusuna” ulaşması önündeki engeller nelerdir “başrol oyuncumun”? Karakter zaafları, şüphe, korku, kafa karışıklığı, aile, arkadaşlar, sosyal çevre, sektör, hükümet, finansman, bankalar, personel yapısı, yönetim kurulu vs..vs.. Unutmayın “başrol oyuncumuz” bir “şahıs” olabileceği gibi, bir “şirket veya kurum” da olabilir…

c- Hikayenin “ana karakteri” bu engelleri aşıp emeline ulaşabilmek için neler yapabilir / yapmalıdır?

d- “Hikayenin sahibi” dönüp dönüp sormalıdır kendisine, “bu mudur inandığım hikaye gerçekten, abartıyor muyum, gerçekleşemeyecek olanı mı talep ediyorum??”, bir nevi “senaryo kontrolü”, kesintisiz iyileştirmeler ve “mutlu son”..!!

Hikayelerine kafa yorup tüm benlikleri ile “inananların” ve bu hikayeyi iyi “anlatanların” büyük “liderler” olduklarını da düşünüyorum ben. “Hikayesini yazma” çabası genellikle “insanlığın kadim değerleri” üzerine ciddi bir “yoğunlaşmayı ve tefekkürü” getiriyor çünkü. Bu çaba içindekiler herşeye biraz “şüpheci” yaklaşıyorlar belki ama “anlamaya ve maskelerin altındakini” görmeye çalıştıkları için daha “mütevazi”, daha “insan” odaklı oluyorlar. “İnsana verdikleri değer” ile “realiteyi” mükemmel harmanlayabiliyor ve ortaya “gerçekleşebilecek büyük hayaller ve herkesin peşinde koşacağı hikayeler” koyabiliyorlar…

Rakamlara, analizlere “daha fazla itibar etmek” iş adamları ve biz profesyoneller için elbette anlaşılabilir bir durum ve hayatımızdaki önemleri de asla azalmayacak. Yine de istatistiklerin de çoğu zaman “doğru yorumlanamadığını”, herkes tarafından benimsenip ortak bir hedefe yürüme yolunda “yeterince etkili olamadığını”, daha da kötüsü “kendimizi ve kurumlarımızı içeriye ve dışarıya karşı” doğru bir şekilde “ifade etmemize kifayet etmediklerini” unutmamamız gerek. Bu olumsuzlukları defaatle müşahede etmiş bir birey ve profesyonel olarak, “hikayemizi yazmak ve anlatabilmek yeteneğimize hayat boyu yatırım yapmamız gerekliliğine” bütün kalbimle inanıyorum.

Hayat bir “gül bahçesi” değil, hayatı “yaşanır” kılan çoğu zaman “zorluklarla mücadelemiz ve bu mücadelenin bize kazandırdıkları”. “Bu zorlukları nasıl aştığımızın / aşacağımızın hikayesini” yazabiliyor isek eğer, inanın “dinleyicisi, destekçisi ve katılımcısı” da olacaktır. Bütün “büyük hikayeler, hayatın karanlık, zorluklarla dolu, güç tarafını” aydınlatır. Zorluklarla başa çıkma yollarını anlatan ve “karanlık bölgeciklere ışık tutan” her hikaye çevremizde “pozitif bir enerji ve destek” doğuracaktır…

Tekrar Power Point dosyamın başına dönüyorum, danışmanı olduğum şirketin “müstakbel ortağına anlatacağımız hikayeyi” tamamlamak için…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

14 Kasım 2012 – Çarşamba / 17:51

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to BANA HİKAYENİ ANLAT..!

  1. Nergs Sungur dedi ki:

    Çok ilham verici, gerçekçi ve içten bir yazı… Elinize sağlık Lütfullah bey.

  2. Bir insana duyulacak en büyük saygı onu dinlemektir. Arzu ettiğimiz sonuçlar için bu sonuçlara giden yoldaki hikayeleri onların anlatmaları en büyük arzumuzdur.

    • LÜTFULLAH KUTLU dedi ki:

      Hikayeleri “üretebilmeyi” başarabilir ve “öncelik” haline getirebilirsek, “dinleme” kültürünü yerleştirmemiz de o oranda kolay olacaktır diye düşünüyorum…

      Selamlar…

Nergs Sungur için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s