KÜÇÜK KALAMAM, BÜYÜMEM GEREK..! AMA NASIL..?

İş dünyasına adımımı attığım günden bu yana sıcaklığını hiç kaybetmeyen bir “gündem maddesi” oldu “büyüme”. Hem eğitimim, hem de uzmanlık alanlarım nedeniyle yolum çok kesişti bu kelime ile, önceleri teorik, son on – onbeş yılda ise çoğunlukla pratik bazda.

“Büyüme sihirli bir kavram”… O kadar cazip ki neredeyse herkes ne pahasına olursa olsun büyümenin peşinde. Çoğu zaman büyümek için “gerekli ön koşullar gözetilmeden, gerekli kaynaklar edinilmeden, gerekli altyapı kurulmadan” başlanan çabalar maalesef “evdeki bulgurun da kaybı” ile sonuçlanıyor. Bu kadar geniş kapsamlı bir konunun detaylıca irdelenebilmesi için yeterli değil bu makalenin hacmi, ben her zaman olduğu gibi “yaşadıklarım ve dağarcığımdakiler doğrultusunda” sizlerle paylaşmak isterim düşüncelerimi…

1- Öncelikli saptamam; “karlılık, büyümenin olmazsa olmazı”. Günümüzün pekçok yöneticisi için büyüme hakikaten bir “kutsal amaç”. Stratejilerini belirlerken gelirlerini büyütecek yollara ağırlıkla odaklanıyorlar, “temel varsayım daha yüksek gelirin daha fazla kar getireceği beklentisi”. Faaliyet gösterilen sektördeki toplam gelirden ne kadar fazla pay alınırsa bunun beraberinde “ölçek ekonomisini, marka bilinirliliğini, dağıtım önceliğini, raf görünürlülüğünü ve diğer avantajları getireceğini” ve de sonuç olarak “daha yüksek karlılığa ulaştıracağını” düşünüyorlar. “Rakiplerinizden daha hızlı büyürseniz, daha yüksek karlar da peşinden gelecektir varsayımı hakim genelde”. İş hayatı rakamlarla, analizlerle iç içe geçen bir profesyonel olarak uzun süredir gözlemlediğim ilk “ciddi kırılma” bu noktada yaşanıyor. “Karlılık büyümenin nasılsa kendiliğinden gelir denilen bir doğal sonucu değil”, aksine “büyüme ile atbaşı yürütülmesi gereken ayrı bir mecra”, asla “bir alt ürün, bir doğal uzantı olarak” değerlendirilmemeli. İşte bu farklılığı anlamlandıramayan, yorumlayamayan yönetim anlayışları bir süre sonra büyüdükçe büyüyen “büyüme semptomlarının” altında kalıyorlar. Gelir kalemlerini büyütmeye odaklanan stratejilerin maalesef “bottom line” üzerinde öngörülemeyen “olumsuz sonuçları” görülüyor ve büyüme uğruna yapılan hatalar devamlı olursa hızla şirketin sektördeki konumunu zayıflatıyor.

2- Adeta “Cebelitarık Boğazı’ nı” elinde tutan bir şirket, gönül rızası ile bu büyük avantajını rakiplerine teslim ediyor..! Dünya ekonomisine deniz ticaretinin yön verdiği dönemlerde Cebelitarık Boğazı’ nı elinde tutan ülkelerin büyük bir “ekonomik ve siyasi gücü” olurmuş. Akdeniz’ in giriş – çıkış kapısına sahip olmak demek müthiş bir güce, gelire ve karlılığa sahip olmak demekmiş o dönemlerde. Siz bu örneğime isterseniz “İpek Yolu’nu, isterseniz İstanbul Boğazı’ nı” ekleyin gönlünüzce, sonuç değişmiyor. Bazen “büyümek uğruna” sahip oldukları “piyasa yapıcı, büyük prestij, gelir ve kar üretici avantajlarını kaybedebiliyor” şirketler maalesef…

3- “Dikey ya da yatay”, hangi büyüme türünü tercih ederseniz edin, “büyüme stratejileri” kağıda dökülürken “kaynak planlaması” en öncelikli öneme sahip… “Sadece üretim faktörleri, pazarlama ve satış faaliyetleri yeterli olmuyor büyüme yolunda”. Benim mesleki olarak gözlemlediğim en önemli eksik “fizibilite – planlama – bütçeleme – karlılık ve nakit akış projeksiyonları” safhalarında yaşanıyor. Hiçbir “büyüme modeli”, “gelir ve nakit akış projeksiyonları” makul bir gelecek periyodunu kapsayacak şekilde, “olabilecek en doğru varsayımlarla ve alternatif senaryolu olarak” yapılmadıkça güven vaad etmiyor ama ben bu itina ve hassasiyet ile yapılmış “modellemeleri” çok göremedim bu güne kadar. Özellikle “kaynak planlaması” önemli bir sorun. Ülkemizde hemen her sektörde yaşanan “özsermaye yetersizliği”, yatırım ve büyüme stratejilerini “yabancı finansman kaynaklarına bağımlı” kılıyor. Yapılan çoğu fizibilite de bu yabancı kaynakların “geri ödeme takvimini” tatmin edici nakit akış ve karlılık tahminlerini öngörüyor “muhtemel realite” yerine. Sonuç ise daha altı ay geçmeden yaşanan büyük hayal kırıklıkları ve finansal zorluklar.

4- İster bir CFO olun, ister bir CEO, büyümenin getirmesi gereken karlılığı ölçmede kullanacağınız “parametreler” olması gerek. Nedir “karlılık değerlendirme kriterleri” ? Kimileri en sık kullanılana yani “mali karlılığa, muhasebe karlılığına” bakar. Kimileri için önemli olan “yatırımın geri dönüm oranı ve geri ödeme süresidir”. Bu analiz yatırılan sermaye ile ilintili gerçek karlılığı verir size. Bazıları için de önemli olan “nakit akışa katkısıdır”. “EBITDA’ sına ( FAVÖK’ üne )” bakılır, nakit akışın “kredi geri ödemelerini karşılama, borç servisi yapabilme gücü” sınanır. Sektörünüze ve beklentilerinize bağlı olarak hangisini seçerseniz seçin, önemli olan size “doğru yorumlama” yeteneği ve imkanı sağlayacak “bilgi adacıklarına” sahip olmanızdır (bkz. VERİ Mİ, BİLGİ Mİ, YORUM MU..? makalem).

5- Özellikle son yıllarda “popüler” olan sektörlerdeki ( sanal / gerçek farketmez ) karlılığın ve hacmin peşine düşüp, çok farklı alanlardaki “adını, karlılığını, kaynaklarını” bu yeni girdikleri sektörlere büyük umutlarla akıtanlar var ki çoğunun sonu maalesef hüsran oluyor. Yine acı bir itiraf; ben de benzer maceraların içinde bulundum bir profesyonel olarak, bu nedenle çok net ve emin bir şekilde fikir beyan edebiliyorum. Elbette ki “fizibilitesini doğru yaptığınız, kaynaklarınızı gereğince mobilize edebileceğiniz, insan ve yönetici gücünüzün yeterli olacağı” başka sektörlerde yatırım yapabilir, büyüyebilirsiniz, bu iş dünyasının “temel kurallarından, itici güçlerinden biri” zaten. Ama modaya kapılıp tekstilden inşaata, gıdadan turizme, perakendeden gayrimenkul geliştirmeye geçmek, hele çok başarılı olduğunuz bu sektörlerdeki maddi / manevi kazanımlarınızı yeni sektörlerinize kaynak olarak transfer etmek çok acı sonuçlar da doğurabiliyor, pekçok kez şahit olduğumuz üzere… “Yanlış hesap Bağdat’ tan dönüyor hakikaten”… Sözüm “başarılı olanların meclisinden” dışarı…

Yanlış ata oynamamak, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmamak adına nedir doğru bakış açısı ??

Düzinelerce cevabı vardır bu sorunun ama “bence en temel yaklaşım: büyümenin dinamiğinin; sektörde pazar büyüklüğünü, gelir pastasından aslan payını kapmak yerine, pazarın kar pastasından daha büyük bir hisse kapmak olması gerekliliğidir”. Rakiplerimizden daha büyük pazar payını çok daha düşük karlılıkla kapmak yerine, “pazarın kar havuzundan” rakiplerimizden daha fazlasını alabilmek uzun vadede daha iyidir diye düşünüyorum. Bu arada karlılığımızı korumamızı sağlayacak bir “yönetim anlayışı” da “çok daha rafine, çok daha akılcı, çok daha uzak ufuklu” olacaktır “ekstra bir fayda” olarak…

Hemen her makalemde belirttiğim gibi; bu yazıdaki “şirket” kelimesinin yerine “birey, fert, şahıs” kelimelerini koyun, büyük değişiklikler olmayacaktır ana tema ve çıkarımlarınızda… Mesela bireysel açıdan bakıldığında “borsa yatırımı” farklı mı sanki ? Kendi çapında bir borsa yatırımcısı olarak “bireysel büyüme” yolunda sunduklarını müthiş fırsatlar olarak görüyorum. Öte yandan “trenin son vagonuna binenlerden, sürüye takılıp artık marjı çok düşmüş hisselere yatırım yapanlardan, kara gün akçesini hesapsız kitapsız borsaya gömenlerden olursanız kişisel büyüme sevdanız, aynı sevdayla çöküşe doğru giden şirketlerden farklı sonuçları doğurmayacaktır” düşüncesindeyim

Elbette büyüyelim, kişisel olarak da kurumsal olarak da… Fakat “büyümenin maliyeti büyürken yok olmak, tabir caizse binlerce metre yükseklikten paraşütsüz çakılmak olmasın sakın”, ne olur.!!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

15 Ocak 2013 – Salı / 13:32

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s