JURNAL 5… “GEZİ” DE GAZİ OLMAK..!

Evet maalesef çok daha parlak, çok daha ümitvar, çok daha müreffeh günlere doğru koşar adım turlar attığımız, keyifli bir “geziye” çıktığımız, ülkece başımızı iyice bir kaldırıp “Dünya’ ya meydan okuduğumuz” günlerde, “Gezi Parkı” vesilesi ile kıvılcımlanan gelişmeler, büyük hedeflere doğru “ferden ve milletçe” yürüttüğümüz “gezimizi” biraz sekteye uğrattı, “gazi” oluverdik veya böyle “hissettirildik” birden..!

Büyüklerimden öyle nasihat aldım; gelişmelere “hemen tepki vermiyor, üzerlerinde tefekkür ediyor, biraz zamanın geçmesini, suların ve sinirlerin durulup sakinleşmesini bekliyorum”. Özellikle toplumsal olaylarda sıcağı sıcağına verilen tepkiler, hele günümüz “sosyal medya ortamlarının” etkinliği altında çok da sağlıklı olmuyor, yarar yerine zarar, dost yerine düşman, sağduyu yerine cinnetimsi bir ruh hali getiriyor. Henüz tamamen nihayete ermese de karşılıklı tepkiler, eylemler ve asayişi sağlama çabaları bir nebze olsun hafifledi, ben de konuyla ilgili düşüncelerimi “jurnallemek” ihtiyacı duydum…

Satırbaşlarım;

– Geleceğe yürüyüş, kavga dövüşle, bölünüp parçalanma ile değil, “hoşgörü, toplumsal mutabakat ve dayanışma” ile oluyor… Kolayca halledilebilecek meseleleri bu denli büyütüp “sosyal birikimlerin patlamasına neden olacak kıvılcımlar” haline dönüştürmek, işin içinde kötü niyet olmasa dahi en basit anlamı ile “basiretsizlik, iş bilmezlik”…

– Yaş itibarı ile “80 darbesini” ve sonrasındaki yakın dönem “post-modern müdaheleleri” gözlemlemiş bir birey olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu ülkeye şu anda yapılabilecek “en büyük kötülük; sandıktan çıkan irade konusunda şaibe oluşturmak, soru işaretlerine sebebiyet vermek, bu konuyla ilgili akılalmaz, ipe sapa gelmez komplo teorileri ile fikirleri, düşünceleri bulandırmaktır”. Hangi konuyla ilgili olursa olsun, ister seçim, ister referandum, “sandıktan çıkan çoğunluk milletin iradesidir ve demokratik sistemde başka bir alternatifi de yoktur, çıkan sonucu beğensek de beğenmesek de”… Sandık sonuçlarını by-pass etmeye ve “iktidar gücünü sokaktan ve sokakla kazanmaya teşebbüs” en hafifinden hepimizin zarar göreceği kaoslar üretir ve kabul edilemez…

“Güç sarhoşluğuna” yakalanmak uzun süreli koltuk işgal edenlerin eninde sonunda düştükleri en tehlikeli tuzaktır, siyasette de, iş dünyasında da bir realitedir. Gücü elinde bulunduranların “sürekli bir nefis muhasebesi ile güç sarhoşluğuna ve kirlenmesine karşı teyakkuzda kalmaları şarttır”…

“Bu tarih, bu topraklar, bu misyon ve bu potansiyel bizde oldukça”, kimse bizi bizle bırakmayacak, çomaklar sokulacak, yürüyen tekerlerin önüne tümsekler yığılacaktır. Bundan şikayet edip, sızlanmanın gereği yoktur, yapılması gereken yapılmalı, “devlet devlet olma gücünü, toplum feraset ve basiretini” bu melun iç  ve dış müdaheleleri engelleme yolunda başarıyla kullanmalıdır. “Makamlar mazerete sığınmak için değil, çare üretmek için vardır”.

“Küfürle, hakaretle, kutsallara saldırı ile hak aranmaz, aransa da elde edilmez”. Yarın yüzyüze bakacağımız insanları, komşularımızı, çalışma arkadaşlarımızı “gürültü ile, mahalle baskısı ile” rencide etmenin, rahatsız etmenin bir faydası olacağına inanmıyorum. Bu günler geçtiğinde hepimizi pişman edecek, yüzümüzü kızartacak eylemlerden uzak durmanın en azından çocuklarımız adına büyük faydası var.

“Büyük şair” zamanında haykırmış “Ey kalabalıklar, durun! Burası çıkmaz sokak.!” Kalabalıkları provoke etmek, münferiden saygılı, sağduyulu insanları “kitle psikolojisi ile çıkmaz sokaklara sürüklemek” kolay ve çok denenmiş bir kaos üretme mekanizması. Alet olmamak, oldurtmamak gerek…

“Bugünün dünyası “Ben yaptım, oldu..!” dünyası değil”. Bugünün insanı “ne yapacağının değil, neden yapacağının” söylenmesini bekliyor. Toplumda nispeten azınlık olan kesimlerin dahi “iyi aydınlatılması, fikirlerinin alınması, onaylarının temini” gerekiyor. Ben şahsen bizi gazi yapan Gezi Eylemleri’ nin “en büyük toplumsal ve siyasi faydasının” bu olduğuna inanıyorum. Bu olaylar siyasi iradeyi daha büyük hatalardan koruyacak bir “düzeltici ve önleyici faaliyet işlevi” gördü, tüm siyasilerimiz, iktidarı ile muhalefeti ile verilen mesajları almıştır ümidindeyim…

– Bir sözüm de liderlerinin kanatları, şemsiyesi altına sığınıp “kendi dünyalığı, makam ve mevki hırslarından başka öncelikleri ve endişeleri olmayan siyasi ve bürokratik kadrolara”. Yanlış müdaheleler, kraldan çok kralcı tutum ve tavırlar, yetersizlikler zaten “ağır yüklerin altında tükenmişlik sendromu yaşayan liderleri” daha da zor durumda bırakıyor. Ya üzerinize düşeni doğru yapın, ya da emaneti ehil olanlara iade edin! Kadrolar bunu yapamıyorsa ki yapamayacak / yapmayacaktır, “bu sorumluluk kendileri ve milletin menfaatleri adına liderlerin omuzlarındadır”…

“Yenilenme, yenilenme, yenilenme”… Sizi başarıya ulaştıran koşullar ve söylemler, bundan sonraki başarıyı garanti etmez..! “Değişen dinamiklere göre yenilenmek zorundayız”. Elbette ki sabit bir pergel ucuna ve hayatımızı adadığımız değişmez doğrulara sahip olacağız, amma velakin kaçınılmaz olan “kabuk değiştirme ve yenilenme süreçlerini” gözardı edemeyiz… Soğuk Savaş Dönemi’ nden kalma sokak eylemleri ne kadar başarıdan uzak olacaksa, sosyal medyayı günah keçisi ilan edip suçu ve suçluyu orada aramak psikolojisi de o kadar başarısız olacaktır.

– Ne olursa olsun bu ülkenin geleceği, yedi düvelde kıskançlık doğuracak kadar “parlaktır”. Hepimiz bu geleceğe güvenmek, kişisel, fikri, siyasi, ideolojik hırslarımızı kontrol altında tutup, birlik ve beraberliğimize, ortak mukaddeslerimize zarar verecek söylem ve eylemlerden uzak durmak zorundayız…

Bu tekerlekler çok tümsekler aştı tarih boyunca, daha da çok aşacak, “tümseksiz yollar beklemek safiyane” olur, asıl mesele tümsekleri aşacak motoru, yakıtı, direksiyonu velhasıl “ülke aracını ve millet desteğini” her daim hazır ve nazır tutmak…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

20 Haziran 2013 – Perşembe / 13:05

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s