YANGIN TÜPÜ ELİMDE..! BİR ORAYA, BİR BURAYA..!

“Her gün sabahtan akşama kadar faktöringcilerle boğuşuyorum, artık neredeyse tek işim bu oldu..! Çok mutsuzum ama ne yapayım, ölüm-kalım meselesi..! Şu anda diğer tüm sorumluluklarım iptal, sadece çekleri ötelemek, yeniden yapılandırmak ve diğer birkaç aciliyet ile meşgulüm… Adeta “elimde yangın tüpü, bir oraya, bir buraya koşturuyor, yangını söndürmeye çalışıyorum”..!”dedi danışmanlığını yapmakta olduğum orta ölçekli bir firmanın CFO’ su son toplantımızda ve beni bu makaleyi yazmaya iten düşünceyi tekrar canlandırıverdi beynimde, tekrar canlandırdı çünkü farkediyorum ki uzun süredir radarımdaymış bu ciddi sorun..!

İnancım şu: Türk İş Dünyası’ nın ezici çoğunluğu “sürekli yükselen alevlerle başetme, yangını söndürme” modunda ve bu rutin “potansiyelimizi gerçekleştirme, uzun vadeli bakabilme, sağlıklı büyüyebilme, şirketleri gelecek nesillere aktarabilme” gibi amaçlarımızın önündeki “en büyük engeli” teşkil ediyor. Çok değinilmiyor bu konuya halbuki sürekli bir “yangın söndürme kültürü” yerleşiyor kurumlarımıza ve günü hatta anı kurtarmaya yönelik çalışma tarzımız aslında bize “kurumsallaşma, problemlerin gerçek köklerini bulma ve çareler üretme süreçlerinden çok daha fazla zaman ve enerji kaybettiriyor”… Sahip olduğumuz kaynaklardan ve insan gücünden daha büyük, daha fazla sorunla karşılaşıyor, problemleri “çözmüyor” sadece “pansuman tedaviye” tabi tutuyor, “yamalıyor” ve durumun o an için sadece daha kötüye gitmesini engelliyoruz. Oysa bu problemler bir süre sonra “daha büyük sorunlar olarak tekrar karşımıza çıkıyor ve daha da büyük zincir meseleler halinde” çözülmeyi bekliyorlar, hacimleri ve ciddiyetleri artmış bir şekilde…

Siz de şu “semptomların tamamını veya bir kısmını” yaşıyorsanız, muhtemelen “pansuman tedavi / yamalama” olgusunun “kurbanlarından” birisiniz;

1- Düşen kurumsal performans: O kadar çok “küçük problem, yetersiz kaynaklarla, geçici olarak ve yamalarla” çözülmeye çalışılır ki kurumsal performansın düşmemesi imkansızdır.

2- Aciliyet duygusu herşeyin önüne geçer: Teslim tarihleri acildir, ufak bir üretim problemi acildir, eksik bir tedarik kalemi acildir vs.. Şirketin “geleceğine yapılacak yatırımlar” sürekli kesintiye uğrar çünkü yangın söndürülmelidir.

3- Çözümler her zaman natamamdır: “Yüzeysel sıkıntılar” pansuman tedbir ve yamalarla giderilir ama “sorunların kökenine” bir türlü inme fırsatı bulunmaz.

4- Zamansızlık en büyük sorundur: Herkes “zamanım yok” diye dolaşır ortada, yöneticiler zamansızlıktan muzdariptir, çay ocağı dahi zamanım yok demeye başlamıştır. Oysa “çok değerli çalışanların çok değerli zamanları” bir süre sonra tekrar ve tekrar yinelenecek problemlere yapılan yamalarla “heba olmaktadır” zaten.

5- Her küçük mesele bir krize dönüşür: Problemlere küçükken müdahele edilmesini sağlayacak, için için yanıp sonunda büyük bir yangına dönüşmelerine engel olacak “mekanizmalar” yoktur. Problemler önce büyütülür sonra da çözülmesi için olağanüstü çabalar gösterilir.

6- Çözüldü sanılan problemler tekrar tekrar başgösterir: Çünkü zaten çözülmemiş, “çözül-müş gibi yapılmış”, yangın geçici olarak söndürülmüştür. Problem daha da büyüyüp etkinleşerek ve “diğer fonksiyonlara da daha büyük zararlar vererek geri döner”.

7- Şirket içi ilişkiler ve dayanışma bozulur: Sürekli yangın söndürme telaşındaki yöneticiler, hiyerarşik kademelerdeki ilişkileri de “yakar”, motivasyon ve enerji kaybı kaçınılmazdır.

8- Başta bizatihi yangın söndürücüler olmak üzere çalışan kaybı ve sirkülasyon üst düzeydedir: Yeni gelenler de “yamalama kültürünü” benimserler, problemler “çözümsüzlük sarmalinde” yuvarlanır durur.

9- Müşteri ve tedarikçi ilişkileri aciliyet, yangın söndürme ve yamalama kültürüne kurban gider: Danışmadaki görevlinin sesine bile yansır aciliyet duygusu, “panik havası heryerde hissedilir”. Üretilen çözümlerin pansuman tedbirler olduğunu tüm piyasa bilmektedir, şirketin “gerçek çözüm çabalarına destek vermeye” kararlıdırlar ama bu yaklaşımı maalesef şirkette göremezler…

Bu kadar olumsuz ve yıkıcı bir formasyona bürünmemek adına neler yapabiliriz?

a- Yamalamaya, pansuman tedavilere bir ana-araç olarak izin verilmemeli: Gerçek bir çözüm ile pansuman tedavilerin birbirinden ayırt edilmesini sağlayacak “mekanizmaları” oluşturmak şart. “Yamalamanın koşulları, uygulama zaman ve zeminleri, süresi, amacı” net bir şekilde belirlenmeli ve “gerçek çözüm önerileri nihai hedef olarak” muhakkak muhataplarından talep edilmeli.

b- Yamalama kültürü ödüllendirilmemeli: Marifet “problemi büyütüp sonra kahramanca onunla savaşmak” değil, marifet yılanın başını küçükken ezmekte! Şirket kültürünün küçük problemleri engelleyip büyümelerini önleyen adımları ödüllendirecek şekilde kurgulanması elzem.

c- Gerçek sorun çözücü profillere yatırım yapılmalı: Meselelerin köküne inip uzun soluklu çözümler üretebilecek çalışanları “hiyerarşik yapının her kademesinde” belirleyip, bu özelliklerini daha da güçlendirecek adımlar atılmalı.

d- Problemleri sınıflandırıp, teker teker değil, gruplar halinde çözmeye çalışmalı: Birbirlerini etkileyip daha büyük sorunlara zemin hazırlayan meseleleri “bir bütün olarak” değerlendirip gerçek çözüm çabaları üzerinde yoğunlaşmalı. Münferit küçük meselelerin birer krize dönüşmesi yolundaki en büyük engeldir bu yaklaşım.

e- Geçici görevlendirmelerle en ehil problem çözücüleri yapı içinde daha verimli kullanmalı: Farklı coğrafyalarda dağınık operasyonlar yürüten çok uluslu yapılarda sık rastlanılıyor bu uygulamaya. Mısır’ daki yazılım sorununu çözmeye Türkiye’ den ekipler gidebiliyor. Daha küçük yapılarda ise aynı lokasyonun içinde “farklı departmanlar arasında” uygulanma imkanı bulabilir bu yaklaşım.

f- Şirket dışı kaynaklardan, danışmanlardan, akil adamlardan destek almalı: Dizayn süreçlerinden yönetim süreçlerine pekçok alanda bu yaklaşım ciddi bir zaman ve para tasarrufu getiriyor “kendi iç kısır döngümüzde” boğulmaktansa.

g- Yönetim süreçlerini ve iş akış şemalarını değiştirmeli / güncellemeli: Her küçük problemin büyük birer krize dönüştüğü ortamlarda “yönetim ve iş akış süreçlerinde ciddi tıkanmalar ve patinaj noktaları” vardır muhakkak. Şirket içinden görülemiyorsa bu zaafiyet noktaları, “üçüncü gözlerden, ehil danışmanlardan” destek almak en etkin çözüm yolu olacaktır.

h- Öğrenen bir organizasyona dönüşmeli yani kurumsal hafızaya yatırım yapmalı: Her yangın söndürme macerasını “kurumsal hafıza kütüğüne” kaydedip gereken dersleri çıkarabilirsek, aynı hataların defaatle tekrarından da kurtulmuş oluruz.

Ben temel sorunun “şirket kültürü” olduğuna inanıyorum. Sıkıntının kaynağı olduğu için, çözümün kaynağı da şirket kültürü üzerindeki çalışmalar olacaktır. Günümüz iş dünyası sürekli “inovasyonun, iyileştirmelerin ve belirsizliklerle mücadelenin” yaşandığı bir dünya. Bu üç parametrenin bu kadar hakim olduğu ortamlarda yamalardan, pansuman tedavilerden kaçınmak o kadar da kolay olmuyor, kabul ama bunu başarabilen yapılar da var ve bu yapılar yukarıda sözkonusu edilen zararları görmeden yollarına devam ediyorlar. Şu gerçeği tüm patron ve yöneticilerimizin kabul etmesi gerek; “yüksek baskı üreten rekabetçi ortamlarla başa çıkmanın yolu yamalama ve pansuman çözümler değil, gerçek soruna inebilen ve problemi kökünden halledebilen süreçlere zaman, enerji ve para ayırmak zorundayız”.“Mevcut kurumsal yapılar ve kısa vadeli bakış açısı” buna engel olabilir,“baskı altında çalışan insanların daha verimli olduğuna inananlar” bir görüş bulanıklığı oluşturabilir ama bunların hiçbiri mazeret değil..!

Gerçek çözümlere ulaşma amacını bir kültür olarak yerleştirmedikçe tüm toplumsal yapılara, kendimizi kandırıp kendi kendimize büyüttüğümüz yangınlara müdahele etmeye devam edeceğiz, işin kötüsü kendimizi de birer kahraman olarak göreceğiz. Belki de torunlarımıza güzel şeyler anlatmanın en kestirme yolu da bu, ne dersiniz?

Hayır, ben çocuğuma ve torunlarıma, Allah izin verirse, gerçek kahramanlık öyküleri anlatmaya kararlıyım..!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

25 Haziran 2013 – Salı / 12:58

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to YANGIN TÜPÜ ELİMDE..! BİR ORAYA, BİR BURAYA..!

  1. aylin dedi ki:

    Lütfullah Bey, yine noktası vigülüne kadar tümüyle bizim hissettiklerimizi, düşündüklerimizi yansıtan bir yazı olmuş.

    Her zaman dediğim gibi ” Siz harikasınız …”

  2. Bahadır KİLİT dedi ki:

    Ne güzel özetlemişsiniz…İşimiz gücümüz acil olmuş… Nacizane bir yazım; acil durum

    http://bahadirkilit.wordpress.com/2013/05/21/acil-durum/

  3. orhan dedi ki:

    Lütfullah bey,

    Yazınıza bayıldım. Bizim şu anki durumumuzu çok iyi özetliyor.

orhan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s