JURNAL 7… KURUMLAŞMA, KURUM(SAL)LAŞMA, KURUM(SUZ)LAŞMA..!

Bu ülkede her gün “-mış gibi yaparlığımızın” en can alıcı örnekleri ile karşılaşıyoruz, ibret gözü ile bakıp gerekli dersleri çıkaranların sahip olmaktan acı ile karışık bir keyif aldıkları acube bir hazine, bir anomali bu durum… Ne yapalım ki hayatımızın bir gerçeği ve madem kurtulamıyoruz bu illetten birkaç popüler örnek ile aydınlatmaya çalışalım biz de bu toplumsal halet-i ruhiyeyi…

“Yazılarım” başlığı altında ele aldığım iş dünyası ile irtibatlı makalelerimde çok bahsederim “kurumsallaşmaktan”, iflah olmaz bir “kurumsallaşma” taraftarıyımdır ben. Birkaç eleştiri almıştım önceleri; “aslı kurumlaşmadır beyefendi, kurumsallaşma bu işin sulandırılmış halidir” diyordu bir büyüğümüz. Hak da vermiyor değilim açıkçası, önemli bir kavramı “-sallaşma” ardılı ile bitirirseniz ciddiyetinden birşeyler kaybedip, “yalancısı ile yetinme, taklidine öykünme” anlamlarına gelebiliyor. Oysa ki ben “kurumsallaşma” ifadesini en ciddi anlamı ile kullanıyor ve tüm kurumların (şirketler, siyasi partiler, meclis, okullar vs) hayatiyetlerini sürdürebilmeleri için elzem görüyorum sözkonusu yoldaki ciddi çaba ve başarıları…

Maalesef “-mış gibi yapma hasletimiz” hemen her konuda olduğu gibi bu denli ciddi ve sorumluluk isteyen bir hususta da devreye giriyor ve sapla saman yine birbirine karışıyor, ego savaşları kurumsallaşma başlığı altında “kavramın ifade ettiğinin tam zıddı yönünde” sürgit devam ediyor. Son örneğimiz, hem de çok sıcak bir gelişme olarak,  Galatasaray camiasında yaşananlar…

Seveni çok, sevmeyeni de fakat yaptıkları meydanda, tüm Dünya’ da tanınan bir başarı ve istikrar abidesi Fatih Terim. Egoların savaşında, kurumsallaşma kavramını dilinden düşürmeyenler tarafından kurban edildi tüm başarısına, karizmasına, etkinliğine, vaad ettiklerine rağmen, Galatasaray’ ın “ali kurumsal menfaatleri!!” uğruna. Ne kadar da inandırıcı!? Bir Fenerbahçe’ li olarak ben dahi inanamadım inandırılmak istendiğimiz senaryonun gerçekliğine!

İster kurumlaşma, ister kurumsallaşma deyin, bu kavramın temel vazgeçilmezleri arasında, en başta “insan faktörü” gelir… “İnsana rağmen, insan harcayarak kurumsallaşma olmaz ancak kurumsuzlaşma, kurumsuzlaştırma olur”“Güç oyuncularını yönetmek” bir idari beceri işidir, “samimi iseniz, güç oyuncusunun katkısına, değerine, vaad ettiklerine inanıyor iseniz ve O’ nun gerçeği ile yüzleşmek cesaretine sahipseniz, O’ ndan yararlanmaya devam edecek kurumsal altyapıları kurabilir veya O’ nu mevcut kurumsal altyapıya bağlı ve sadık kalmaya ikna edebilir, gerçek bir kurumsal yönetim örneği verebilirsiniz”… Ama aksi sözkonusu ise, kurumsallaşmak istiyormuş gibi yapıp, egolarınızı samimiyetsizliğinizin arkasına gizliyor, bu korkaklıkla kurum olmaya çalışıyorsanız, aslında “kurumsuzlaşıyor ve size inananları da  kurumsuzlaştırıyorsunuzdur”

Alın bu gerçeği vurun siyasi partilerimize; neden yeni lider adayları bir türlü yetişmiyor, neden ülkenin kaderi liderlerin iki dudağı arasında, neden herşeyden son dakikada haberimiz oluyor, neden…………?, neden…………?, sorularını sorarken…

Hepimiz kurumsuzlaştırılanlardan oluyoruz birer birer, farkında mısınız?

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

1 Ekim 2013 – Salı / 15:01

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s