JURNAL 9… “NE” “KİM” İÇİNDİR..?

… sorusunun cevabı çok net benim için. Bir temel kaide olarak, hatta “en temel kaide” olarak “herşey” “insan” içindir..! Devlet insan içindir, şirket insan içindir, eğitim insan içindir, gerisi laf-ı güzaftır! İnsanı merkezden alırsan, yerini “insani olmayan” alır! İnsan sayısının 7 milyar tavanına vurmasından mıdır, bilinmez, insan günümüz dünyasında “merkezdeki konumunu” hızla kaybederken yerini “insani olmayan” varlık ve uygulamalar alıyor aynı sürat ve acımasızlıkla…

Teknoloji; yardımcı olmak için değil artık, insana hükmetmek için…

Devlet; hizmet etmek için değil, fişlemek ve kontrol etmek için…

Şirketler; değer sağlamak, katkı vermek için değil, sömürmek ve yabancılaştırmak için…

Eğitim; “mukaddes varlığa daha fazla kudsiyet kazandırmak” için değil, ezberletmek ve test çözdürmek için…

Cemaatler, cemiyetler; “insanı irşad edip emsal teşkil etmelerini sağlamak” için değil, maddi manevi kliklerin birer payandası haline getirmek için…

Siyasi partiler; birer gönüldaşa, birer dava yoldaşına dönüştürmek için değil, liderlerinin sulta ve otoritesini kazandıracak ve devam ettirecek, üzerlerine basıp bataklıkları aşabilecekleri birer “kütük vazifesi” gördürmek için…

Merkezden koparıp aldığımız insanın yerine, ağırlıklı olarak maddi ve de onunla atbaşı manevi menfaat araçlarını koyuyor ve sonra da kendimizdeki değişimin dahi zerre kadar farkında olamıyoruz. Neden? Çünkü; “güç ve kazanç tutkusu vicdanımızı işlevsizleştiriyor, vicdan devreden çıkınca kendi değerlerimizi de karşımıza alıyoruz”, bunu anlamak bu kadar zor mu? “İnsaf” diyorum çoğu zaman kendime ve diğerlerine, “insafın anlamının” unutulduğunu bile bile, bir umutla…

Sorunları çözsün diye getirilenler, umut bağlananlar yeni ve daha büyük meseleler üretiyorlar… Dertlere ortak olsun denilenler, kendi dertlerinin ve ikballerinin peşine düşüp dertleri ile hemhal olmaları gerekenleri unutuyorlar… Kanaat önderlerinin, ruhani liderlerin şemsiyesi altına sığışıverenler; ukba, ahiret saadeti için çıktıkları yolda maddi teçhizatın, donanım ve imkanların büyüsüne o kadar kapılıyorlar ki bir süre sonra nasıl bir “maddileşme ve dünyevileşme girdabına düştüklerini” farkedemez hale geliyorlar… Ve Şairler Sultanı’ nın ifadesi ile; “Cemiyet ah cemiyet, yok edilen ruhu ile; Ve cemiyet, cemiyet yok eden güruhu ile”..!

Ağırlıklı olarak İslam Coğrafyası’ nda fakat genel olarak dünyanın gelişmiş, gelişmemiş her köşesinde yaşanan bu “insanı değersizleştirme furyasının” temel dayanağı “siyasi ve ekonomik sistem”… Darbeler, iç savaşlar, iç çekişmeler, vahşinin de vahşisi kapitalizm…

İnsan kainattaki yerinin ve sorumluluğunun bilincine varıncaya kadar devam edecek bu durum, korkarım…

İnsan kendi eliyle fitne ve fesad üretecek; yaşamak adına yaşatmayarak, zenginleşme adına fakirleştirerek, güç adına zulmederek… Ta ki, bumerang dönüp ense köküne tüm gücüyle inene kadar, geri dönülmez noktaya gelene kadar…

Kendi düşen ağlamaz değil mi?

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

10 Aralık 2013 – Salı / 15:39

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s