JURNAL 11… 23 NİSAN’ A İTHAFEN: “DİNLENMEDEN ÇALIŞIP, HEMEN TÜKETECEKSİN” Mİ..?

Bu Jurnal; noktasına virgülüne dokunmadan bir “alıntı” büyük üstad merhum Cemil Meriç‘ den… 23 Nisan’ ı kutlarken çocuklarımıza nasıl bir “ülkü” bırakacağız, nerelere savruluyoruz, provokatif bir “ufuk açıcı”, bir acı “tefekkür drajesi”. Makalenin orjinali üstadın tanımlaması ile “Fransa’ nın seçkin evlatlarından biri: Pierre Emmanuel” den, Umrandan Uygarlığa, sayfalar 90, 91, 92′ den alıntılar (İletişim Yayınları). Yine ve yeniden, “Ruhlarınız şad, toprağınız bol, mekanınız Cennet olsun tüm ata ruhları”. Buyrun “eskimeyen gerçeklere”;

“… her iklimde boy atmaz kültür, gelişeceği kadar gelişmez; iktisat, irfanın hizmetine girmez, ona gereken ortamı hazırlamazsa, boğulur gider. İşte Fransa. İnsanın tek değeri: ürettiği ve tükettiği, kendisi değil. Milli topluluk, dev bir iktisadi teşebbüs haline geliyor. Kişilere ferman dinleten: iktisadın şuursuz kanunları. Ferdi, çocukluktan çıkar çıkmaz yakalıyor toplum ve ölçüsüz ilerleyişinin icaplarına göre eğitiyor, düşünmüyor bir ruhu olduğunu. Bu baskıyla ezilen ruh susuyor ve kin besliyor. Reklamın göklere çıkardığı ülkü: israf. Toplum, çalışacaksın, diyor kişiye… dinlenmeden çalışacaksın. Sonra da aynı derecede tahripkar bir mecburiyet yüklüyor: tüket. Yalancı bir refah dünyasının “kısır döngü”sü. İnsanın dışında bir refah bu, “düzeyde” bir refah…”

“…Tabiat şimdiden mezbeleleşti. Bu insicamsız şehirleşme insanı da mahvedecek. Teknik sayesinde tabiatın hakimiyetinden kurtulduklarını sanıyorlar; yeni ihtiyaçlara göre başka bir tabiat yaratmak sevdasındalar.”

“…O kutsal kar ekonomisine dokunacak her tedbir peşinen yasak. İnsan “oturulmaz”da oturuyor, herşey üstüste. Sinir hastalarının, dilsizlerin medeniyeti; yaşadıkları yer, şehir değil çöl.”

“İşçi veya memur, milyonlarca Fransız, köleler gibi çalıştırılıyor, köleler gibi, çünkü hepsi de birer alet, yerlerine başkalarını koyabilirsiniz.

“…Onlar için iki kaçış vardır, biri pasif: televizyona kaçış, televizyon hayatlarını zenginleştirmez, yaşayamadıkları hayatın yerine bir sahtesini sunar; öteki faal bir kaçış: zora başvuruş, gençlerin kaçışı.

“…İki şeyden biri, ya insan denen sürü boş zamanlarında bile bir süper teknisyenler kadrosu tarafından güdülecek, kültür bu kadronun imtiyazı olacak…”

Emmanuel Pierre, Le Monde’ da 29 Mayıs 1971′ de yayınlamış bu makaleyi, dikkatinizi çekerim, 43 sene önce (La Politique Culturelle: Changer La Vie – Kültür Politikası: Hayatı Değiştirmek). Emmanuel Pierre, Dante’ nin Cehennem’ inden alınmışa benzeyen bu karanlık tabloyu bir ümit sayhası ile bitiriyor: “İnsanlar kültürü benimseyecek, insan tekrar insanlaşacaktır”

“İnşallah” diyor ve tüm kalbimle dua ediyorum… Çocuklarımız gelecek 23 Nisan’ ları, tüm insanlığın “tekrar insanlaşabildiği” zaman dilimlerinde yaşarlar umarım…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

23 Nisan 2014, Çarşamba / 16:04

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s