JURNAL 16… MEZUNİYET, MAĞDURİYET, MAHCUBİYET..!

“Ne emeklerle ne “cevherler” yetişiyor bu ülkede..! Üniversiteyi bitirince birkaç bin TL maaş ile işe başlamaları için değil, bu ülkenin geleceğine “istikamet” verebilmeleri için, “iz” bırakabilmeleri için yetiştiriyoruz onları… Bu ülkeyi yönetenlerin görevi her bir cevheri kendileri için “en uygun yere yerleştirmek” olmalı, heba olmalarını seyretmek değil. Bu ülkede “imar planları” için harcanan çabanın kaçta kaçı “değerlerin heba olmaması” için harcanıyor, asıl verimlilik ölçümüz bu olmalı. “Tabiat boşluk affetmez”; binbir emekle yetiştirdiğimiz evlatlarımız “hak ettikleri dümene” geçemedikçe, tek işi “dümen çevirmek” olan bir sürü “muhteris” toplumsal hayatımızın her alanını “istila ediyorlar”, biz ise asıl meseleler yerine “seçim sonuçlarının analizi” ile avutmaya çalışıyoruz kendimizi, dindirmeye çalışıyoruz öfkemizi…”

Kızımın dün akşamki ortaokul mezuniyet törenini izlerken geçiyordu bu düşünceler aklımdan, kim bilir kaçıncı bin defa? Başta ailelerinin ardından da öğretmenlerinin üzerlerine titrediği, maddi-manevi onca fedakarlıklarla hayata son derece “donanımlı” bir şekilde hazırlanan bu gençler edindikleri bu birikimin ne kadarını “hakiki anlamda kullanabileceklerdi ülkeleri, milletleri ve tüm insanlık” adına? Biz ebeveynler bu görkemli mezuniyet törenlerini izlerken, ardından yaşanacak “mağduriyetleri”, tecrübe edilecek “mahcubiyetleri”, bu en güzel dakikalarda dahi düşünmek zorunda mı idik?

Kurtulamadığımız davranış tarzımız “-mış gibi yapmaya” devam ediyoruz. Neredeyse her yıl çok radikal değişiklikler yapıyoruz eğitim ve sınav sistemlerimizde ama en gözde okullardan mezun en parlak beyinlerin “acaba okuldan sonra kapağı hemen yurt dışına atsam mı?” diye sormalarına engel olamıyoruz maalesef. Ekonomik refahın bilgi, kültür ve entelektüel sermayenin elinden hızla kayıp vasıfsızlığın, siyasi bağlantıların, kaba ve hoyrat saldırganlığın eline geçmesine seyirci kaldığımız müddetçe, binbir hayalle, varımızı yoğumuzu feda ederek yetiştirdiğimiz nesillerin heba olmasını izlemeye devam edeceğiz gibi geliyor bana.

Ülke, şirket, kulüp vs… “Yönetim mefhumunun” sözkonusu olduğu her yerde “emaneti ehline vermek” ve bu emanetin üstlenilmesindeki tek geçerli kriterin de “bilgi, donanım, ahlak, kişilik ve insani değerler” olduğunu “bilmek, kabul etmek, kabul ettirmek, uygulamak ve uygulanmasını sağlamak zorundayız.

Ben başarıları ile gurur duyduğum kızımın ve arkadaşlarının mezuniyetini, “mağduriyet ve mahcubiyetin” takip etmesini istemiyorum. Her zaman ve bulunduğum her ortamda benim için “asıl hedef”; “emanetin yükünü hakkıyla taşıyacak” nitelikteki “bireylerin yetiştirilmesi ve buna hizmet edecek sistemlerin kurulması, yaşatılması ve desteklenmesi” olmuştur ve olmaya da devam edecektir..!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

12 Haziran 2015 – Cuma / 16:04

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to JURNAL 16… MEZUNİYET, MAĞDURİYET, MAHCUBİYET..!

  1. Hakan Gümüşkaya dedi ki:

    Sanırım sorun arz enflasyonu. Talep ile dengesiz. Çoğaldıkça mezun içindeki çevherleri bulmak güçleşiyor. Çağımız üniversiteleri zannımca istisnalar hariç lise statüsünde. Bir üst okul lazım lakin oradan mezun olacak kişi mezun olunca verimli çalışma yaşını geçmiş olur, o vakit aşağılardan kırpmak, zamanı kısaltmak, eğitim kalitesini yükseltmek, orta kapasitelileri ara elaman olarak mesleki eğitimlere tabi tutup diploma yerine sertifika vermek, kişiyi işlevsel hale getirmek gerek. Diplomaların çağının yerini sertifika çağına bırakacağı bir zaman dilimine giriyoruz. İlerde işlevsellik daha önemli olacak. Benim meslek grubumda personellerimin yaş ortalaması 40 a dayandı, alttan gelen yok. Personelim emekli olunca bende emekli olacağım ya da sektör değiştireceğim, görünen o. Herkes masada çalışmak istiyor ama o masada birkaç kişilik yer var, sahada ve imalatta çalışmak isteyen yok. TUİK istatiksel çalışmalar yapıp mesleklere göre gereksinimleri belirleyip yedek payını da ilave MEB’ e mesleki personel ihtiyaç listesi vermeli, MEB’ de sadece ihtiyaç kadar bölümlere, alanlara en iyi öğrencileri almalı, yoksa süreçte Türkiye’ de işsizlik ve işlevsizlik alır başını gider. Bir yandan biz personel ararken diğer yandan kişiler iş arar ama ne ben onların işine yararım nede onlar benim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s