JURNAL 20… ÇEPERDEN SIZANLAR – 2

Ortaklıklarda duygusal bağ yeterli mi?;

Yemek masalarında, sabah yürüyüşlerinde aradaki güvene binaen oluşturulan ortaklıklar hemen ertesi sabah yazılı bir ortaklık anlaşmasına dönüştürülmeli ve sonrası mali, hukuki ve teknik uzmanlara devredilmeli. Aradaki mevcut “duygusal bağı” muhafaza edebilmenin tek yolu patronlara son derece sevimsiz görünen fakat aslında hayati derecede önemli olan bu mekanizma. Net olarak tanımlanmamış, yetki ve sorumluluk alanları belirlenmemiş iş ortaklıklarında rüzgar terse döndüğünde aradaki ilişki büyük yara alır ve kaybedilen sadece para olmaz. Ortaklıkları profesyonellerin desteğiyle kurmalı.!


Güç zehirleyince;

Kurumlarda “güç ve gücün getirilerinin dağılımı” iyi niyete, güvene, iş ahlakına vs. teslim edilemez, nihayetinde insan güç kirlenmesine maruz kaldığında pastayı adil paylaşmayacaktır, çünkü insan “zayıf yaratılmıştır”..! Yönetim felsefesi, güç ve güç getirilerinin dağılımını adil bir şekilde düzenleyecek yönetim araçlarını oluşturmak zorundadır. Sürekli “yönetim felsefesi ve araçlarına yaptığım vurgunun” temelinde, neredeyse her ekonomik ve siyasi krizde bu olgunun önümüze çıkması yatıyor. Kısa devrelerle, icazetle oluşturulan güç piramitleri kendi içlerine patlıyorlar.!


Yöneticinin patinajı;

Hiçbir yöneticinin bulunduğu yapıda “ben neden buradayım?!!! kahretsin” pişmanlığını yaşamaması, tam aksine her birinin “ben neden buradayım? ne yapacağımı biliyorum” netliğinde olması gerekir. Burada yöneticinin çapı kadar, kurumun ne istediğini bilmesi de önemlidir. Bir bilinmeze gelmiş olan yöneticiyi doğru yönlendirebilecek, odaklanmasını sağlayacak bir yol haritası önceden hazırlanmış olmalıdır. İlk aylarda düşülen patinaj yöneticinin tüm enerji ve motivasyonunu yerle bir eder.! Yönetici başarısızlıklarının en önemli sebeplerinden biri bu kadar basit bir ihmal işte.! Ev ödevlerine dikkat!


Kurumlardaki “özgüven” problemi;

Kurumlarda özgüven “tek yönlü bir hareket” değildir, üstten aşağıya doğru inebileceği gibi alttan üste doğru da yükselebilir, hatta bence ikincisi tercih sebebidir. Özgüveni yetenekleri ve yetkinlikleri paralelinde yüksek çalışanların yönetim kadrolarına yüklediği güç, özgüven sahibi güç odaklarının aşağılara pompalamaya çalıştığından çok daha değerli, uzun soluklu ve yapıcıdır. Bir de ikisine de sahip olmayan yapılar var ki onların durumu fecaat. Özgüveni düşük yönetimlerin oluşturduğu kendilerinden de düşük “ben bilincine” sahip bireyler ordusu; hedefsiz, güçsüz, günübirlik..!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

16 Haziran 2016, Perşembe

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s