JURNAL 21… ÇEPERDEN SIZANLAR – 3

Taklit edilemeyen;

Her ürün taklit edilebilir. Taklit edilemeyen; “taklit edilmek zorunda kalınan ürünler çıkarabilme yeteneği”! Bu yeteneğe yapılan yatırım; en kestirme yoldan tüm düşünce, hazırlık ve imalat süreçlerimiz için en doğru, en keskin, en verimli olanıdır. Sektör bağımsız bir şekilde rekabete karşı koyabilmenin yolu bu yeteneği geliştirmekten geçiyor. Bilgiye değer veren, yetenekleri çeken ve koruyan, üretim süreçlerini ve şirket kazançlarını paylaşan, farklı bir dil oluşturan şirketler. Bunu yönetim felsefesi olarak belirleyip yönetim araçlarını bu doğrultuda kurgulayanlar.!


Terfi ettirirken dikkatli olmalı;

Terfi ettirirken kişilik faktörünü gözardı edip çoğu zaman sadece “teknik yeterlilik ve uzmanlıklara” yoğunlaşıyoruz. “Ben yönetici olmak istemiyorum” düşüncesinde olan bir çalışanı “yönetici formasyonuna sokmak” zor, iki tarafta da hayal kırıklığı oluşuyor. Ha, bir de daha farklı sıkıntılarına, farklı hedeflerine, gizli ajandasına bu mazereti kılıf olarak hazırlayanlar var, onlara karşı da dikkatli olup yapıdan hemen uzaklaştırmak lazım! Bu sorumluluğa her açıdan hazırken ayak direyenlerin, elini taşın altına sokmayanların kurumlara fayda sağladıklarını pek görmedim ben. Bir tür “sinsi yılan”!


Ekibi çağırmadan önce;

Yapılara adım attığınızda yaşayacağınız “adaptasyon süreci” hem sizin için hem de dışarıdan getireceğiniz “muhtemel ekip” için çok önemli; iyice tartıp biçmeden yapıyı, finansal durumunu, kaynaklarını, imkanlarını, taşeron / tedarikçi yapısını, kalitesini anlamadan, sindirmeden, acele ile yapıya kazandırmaya çalışmayın yeni ekibi. Siz olmayan fonksiyonları var etmek için getiriyorsunuz yeni yetenekleri ama acaba onların beklentileri karşılanacak mı? Yapı “geçmişinin gölgelerinden” ne kadar kurtulmuş? U-dönüşüne ne kadar meyilli? Bunlar netleşmeden oluşturulan her kadro olası bir hayal kırıklığı.!


Para varken yapmalı ev ödevini;

Bir virüs salgını, zehirli bir söylem; “para olduktan sonra her şey kolay, asıl marifet para yokken işleri yönetmek.!” Hayır, para varken “paranın olmayabileceği günler için” kurarsın yapını, ekibini, kurgunu.! Gün gelir krize toslarsan, serbest düşüşteki uçağın burnunu kaldıracak, kuyruğu yere vurdurmayacak bu yapıya dayarsın sırtını, güvenirsin onlara ve büyük ihtimalle de kurtulursun.! Paran varken yapmazsan ev ödevini, krize girdiğinde her kadro ve kurgu yatırımı bir “masraf kapısıdır” senin için, güvenmezsin de onlara, zaman da vermez, sabır da göstermezsin..! Çok düşülüyor bu tuzağa..!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

4 Temmuz 2016, Pazartesi

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s