JURNAL 23… ÇEPERDEN SIZANLAR – 5

Seçeneklerin çoğalması ne zaman avantaj?;

Seçeneklerin çoğalması sadece “hazırlıklı olanlar” için birer avantaj. Bugün yaşadığımız sıkıntıların temelinde karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmemize imkan verecek kaynaklara, ekiplere, en önemlisi de iş yapış kültürüne yatırım yapmamamızın yattığı düşüncesindeyim. Hepimiz deli gibi fırsatların peşinde koşuyoruz ama çok azımız bu fırsatları büyük kazançlara çevirebilecek hazırlığa ve yapılara sahibiz. Sonrasında gelsin büyük hayal kırıklıkları! İşadamlarımızı “fırsatları değerlendirmeye yönelik” yapılar kurmaya davet ediyorum, tek misyonu bu olan yönetim birimleri dahi oluşturulabilir. Kişisel bazda bakıldığında ise kendimizi sürekli güncellemenin dışında seçeneğimiz yok. Kendimize yaptığımız her yatırım bir gün karşılığını muhakkak bulacaktır..!


 Vefa kültürü;

Bizim kültürümüz bir “vefa” kültürüdür, canlıya vefa, cansıza vefa, eşyaya vefa, velhasıl yolu bizimle teğet geçen herşeye “vefa”. Biz onun için severiz “antikayı”, severiz çünkü her antika kullanıldığı zamanın kesiştiği bir sürü insanın “kişiliğini, zevklerini, acılarını, heyecanını, kültürünü yani hayatını” taşır üzerinde. Onun için ayrılamayız uzun süre kullandığımız aracımızdan, oturduğumuz evimizden, okuduğumuz kitabımızdan. “Ahde Vefa” sadece Tarkan’ la girmesin hayatımıza, “vefa” bizim kadim kültürümüzün baş tacıdır aslında… Ne kadar “vefasızlaşırsak” o kadar uzaklaşıyoruz “insanlığımızdan”


 Talimat mı verdin..!!?;

“Talimat verdim” cümlesini bu kadar sık telaffuz etmenin bilinçaltı nedir acep? Güç gösterisi mi, aşılamamış egoların tatmini mi? ABD başkanını kendi şemsiyesini taşırken görünce, siyasette ve kurumsal hayatımızda sıklıkla kullanılan yukarıdaki cümleciğin bende zaman içinde ciddi bir rahatsızlık oluşturduğunu farkettim. “Arkadaşlara hemen talimat verdim” ifadesi kamuda dahi olsa bugünün dünyasında hoş kaçmıyor, içerdiği kibir, hükmetme takıntısı, buyurgan ve yabancılaştıran boyut cabası..! Çok mu zor “Arkadaşlardan rica ettim” demek, emin olun çok daha sonuç alıcı ve insani bu söylem…


 Verimli entelektüel sermaye;

Son yıllarda duyduğum en güzel tanımlamalardan biri “Sıvı Organizasyon”… Franke’ den Özgen Özkan’ ın ufuk açıcı fikirlerini büyük beğeni ile okudum FORTUNE – Mart 2016 sayısında… Bir “yönetim danışmanı” olarak büyük sempati duyuyorum bu tür vizyoner yaklaşımlara ve hararetle savunuyorum. Bugünün dünyasında ancak bu tür bir “verimli entelektüel sermaye” rakiplerimizin önüne geçirir bizi, hem ülkemizi hem kurumlarımızı… Tabii ki profesyonelleri de aynı zamanda… Önce “yönetim felsefesi” ve “yönetim araçları”, arkası gelir..!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

9 Eylül 2016, Cuma

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s