JURNAL 24… ÇEPERDEN SIZANLAR – 6

Hangi ölüler, hangi diriler?;

“Öldürülmesi gereken ölüler” var diyor yazar ve ekliyor “bir de diriltilmesi gereken ölüler”… Önümüzde birer heyula gibi duran, geleceğe bakan her gelişmenin önünde hayaleti ile dikilen, her olumlu adımın adı ve hatırası ile engellendiği “ölülerden” kurtulmak zorundayız, azad etmek zorundayız kalplerimizi ve beyinlerimizi… Öyle “ölüler” de var ki rehberlikleri her daim gerekli bize, daha güzel bir Dünya ve daha güzel bir hayat için, unutturmaya ve hatıralarını yok etmeye çalışsalar bile “diriltmek” zorundayız onları ve fikirlerini, daha aydınlık bir yolculuk için… Sadece toplumlar değil, her birimiz şahsen muhtacız “kimin gerçekten ölmesi, kimin gerçekten dirilmesi” gerektiğini bilmeye…


Domates sorunu – maaş ilişkisi (!);

Gıdadaki enflasyonu çözmeden Türkiye’ deki enflasyon problemini çözemiyoruz ya, kendimi bildim bileli konuşur dururuz bunu ve çözülmeden devam edegelir. Tarlada 25 kuruş olan domates sofraya neden 2.5 TL’ ye gelir meselesini çözmeden, aradaki verimsiz “rant sarmalini” kırmadan ne enflasyon düşer ne de gelir dağılımı sıkıntısı sona erer. Peki aynı mesele şirketlerimizde yok mu? Verimsizliğin ağır bir yüzdesini teşkil eden benzer “domates sorunları” devam edegeliyor şirketlerimizde, “teşhisi ve tedavisi” zor olduğu için biz en kolayını tercih ediyoruz; maaşları düşük tut, kayıt dışında kal vs…


Bağımsız yönetim kurulu üyeliği;

“Bağımsız” yönetim kurulu üyeliği kavramını, içeriğini ve fonksiyonunu çok önemli buluyorum. Aynı şekilde “bağımlı” olanını da son derece gereksiz, manipülatif hatta zararlı görüyorum. Yönetim kurullarına dışarıdan gelecek bağımsız, objektif, donanımı ve birikimi yüksek, farklı uzmanlık alanlarındaki cesur ses ve yüreklerin kurumlara katkısı hiç bir dönemde bugünkü kadar yüksek olmadı. Aksine sadece bir “imza” olarak kurullara alınan, tamamen “bağımlı”, “yes sir” zihniyetini aşamamış üyelerin bugünkü kadar zarar verebileceği başka bir zaman dilimi de yok. Tercih.?


Bilgi sermayesi nasıl fayda üretir?;

Bilgi sermayesini üretenlerin “marifetleri”, buna talip olanların “iltifatlarına” tabidir. C seviye pozisyonlar, danışmanlar, orta-üst düzey yönetim kademeleri kendilerini rahat hissettirecek, kooperatif, paylaşıma açık, egosuz bir “üst muhatap” görmeyi isterler karşılarında, ancak böyle bir ilişkiler ağında gerçek potansiyel ve “marifetlerini” sergileyebilir, kendilerinden bekleneni verebilirler. Bilgi paylaşma, değer verme, güvenme, çalışma ortamı oluşturma, hakettikleri ücreti fazla gör sonra da mucizeler, büyüme, kar, yeni müşteri bekle, bu taksimatı kuzulara şah olsa kurt yapmaz. İnsaf.!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

10 Ekim 2016, Pazartesi

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s