JURNAL 26… ÇEPERDEN SIZANLAR – 8

Bilgi sermayesine, uzmanlığa saygımız (!!);

Her işi önce kendimiz yapacağız, kimseye güvenmeyeceğiz, “yaparak öğreneceğiz”!.. “İşin uzmanları pahalı, onlar beklesinler orada, hem nedir ki yaptıkları, biz zaten biliyoruz onların da “bildiklerini”! Tutarsın bir kalfa beş işçi, başlarına da dikersin kırk yıllık güvendiğin adamı… Uzman satınalmacı mı, benden iyi kimse yapamaz satınalmayı, gerekirse gider Çin’ in altını üstüne getiririm… Ne gerek var finansçıya, benden habersiz zaten beş kuruş harcayamaz kimse… Sözleşme okuya okuya değme avukata taş çıkartır hale de geldim… Danışmana ders veririm ben…” Hayal, kocaman bir hayal.!! Sonuçlarını da bugünlerde bütün netliği ve acımasızlığı ile görüyoruz zaten…


Gençlere yatırım pişman etmez;

Tanıştığım ve iş yaptığım “ikinci ve üçüncü nesiller”, neredeyse istisnasız, büyük bir “sıkışma” yaşıyorlar; yabancılaşma, anlaşılamama, fikirlerine değer verilmeme, karar mekanizmalarında etkisizlik ve en acısı “alternatif yoksunluğu”. Bir yandan da büyüklerinden gelen davranış ve düşünme kalıplarını devam ettirmek gibi bir çelişki. Çoğunun ağzında “ben söylemiştim ama lafımı dinletemedim” ifadesi. Yazık kaybedilen fırsatlara! Gereken daha fazla özgürlük, daha fazla saygı, daha fazla güven ve daha fazla bütçe. Bütçe ayırın fikirlerine, yatırım olarak görün, batarsa batsın, pişman olmayacaksınız.!


Düğün dernek lobi faaliyetleri (!!);

Tüm kurumlarda hiyerarşik katmanlar çoğaldıkça performans ve verimlilik düşer, ayaklar baş, başlar ayak olur. “Bir işin çözülmesini istemiyorsanız onu bir komisyona havale edin” der ya Murphy yasaları. Bilin bakalım organizasyon şemasının (!) en katmanlı olduğu kurum nedir? El-cevap : siyaset… Bu ülkenin “yetişmiş beyinleri” bu katmanlar arasında “buharlaşıveriyorlar”, değerleri yok etmenin en kestirme, en kurnaz mekanizması… “Gençlik teşkilatında ne kadar çalıştı, ilçe teşkilatında neler yaptı, il teşkilatına ulaşabildi mi, Ankara ile ilişkiler nasıl?”… Bitmeyen teşkilatlar zinciri… Biraz mantık; bir insan evladı bu kadar teşkilat çalışmasından başını kaldırıp da nasıl kendini geliştirebilir, bu memleketin ihtiyaç duyduğu bir “akil adam” haline gelebilir? Gelemez… Gelemeyen ne yapar? Biryerlere gelebilmek için ömrünü teşkilat düğünlerinde, dernek toplantılarında, Ankara ile ilişkilerini sağlayacak temas noktalarını bulabilmek için yağcılık yapıp el-etek öperek geçirir(mi?)… İşte siyasetimizin kalitesini arttırmak yolunda yıkmamız gereken büyük duvar…


Kariyerini planladın mı ?!! Ne büyük yalan (!);

Kişisel kariyer yolculuğumuzdaki öngörülemeyen riskler Türkiye’ nin bölgesel riski gibi; “ne zaman, kimler tarafından, hangi gerekçe ile tetiklenebileceği kestirilemez”. Bize düşen sadece güçlü bir hazırlığı (donanımı, birikimi, altyapıyı ve ilişkiler ağını) mevcut ve güncel tutmak, sonrası Allah kerim. “Kariyerimi ben planladım” diyenler her an bir “jetin düşebileceği” iş dünyasında neyi planlıyorlar? Mesele “hazırlıklı beklemek”. Kendimize atfettiğimiz “geleceği planlama yeteneğimiz” büyük bir “yalan”. “Beklersin, gerçekleşene en doğru cevabı verirsin, değerini verdiğin cevap belirler”…

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

6 Aralık 2016, Salı

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s