ENDÜSTRİ 4 – KALIP USTASI 0..! İnsan “yeni devrimin” neresinde..?

O kadar iddialı ve yoğun bir şekilde ortaya çıktı ki “Endüstri 4.0 devrimi söylemleri” ve aynı hızla o kadar ciddi bir gündem oluşturuyor ki incelemem, irdelemem ve fikirlerimi ifade etmem kaçınılmaz oldu. Yönetim danışmanlığı çalışmalarım esnasında da çok merak edildiğini, önemli bir tartışma konusu haline geldiğini fakat aynı oranda da hakkında çok az bilgi sahibi olunduğunu görüyorum, bu makalenin bir amacı da bu bilgi ihtiyacını bir nebze olsun karşılamak.

Önce tanımı;

  • “Sanayinin dijitalleşmesi”. Siemens Genel Müdür Yardımcısı Sn. Ali Rıza Ersoy’ un ifadesi ile tüm tanımlarında yer alan 8 ana başlık var;
  1. Siber fiziksel dünyalar,
  2. Yatay ve dikey entegrasyon,
  3. Nesnelerin interneti,
  4. Öğrenen robotlar,
  5. Büyük veri ve veri analitiği,
  6. Bulut bilişim,
  7. Sanal gerçeklik,
  8. Siber güvenlik.

Sorunuzu duyar gibiyim: “Peki insan nerede?” Buraya bir rezerv koyuyor ve devam ediyorum, bu soruya daha sonra geleceğim. Bu sorunun “mütemmim cüzü, ayrılmaz parçası” olan diğer bir soru da: “Ülkemin eğitim ve iş dünyası nelerle uğraşıyor, bu konu başlıkları neler söylüyor? Biraz realite lütfen?”. Evet, üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus..!

Çıkış kaynağı;

Doğu’ nun, özellikle de Uzak Doğu’ nun “kitlesel ve yüksek montanlı üretim gücü” ile başedemeyen, konvansiyonel üretim teknikleri ile Uzak Doğu’ lu rakiplerine karşı “sürekli güç ve pazar kaybeden” Batı ekonomileri, özellikle de Almanya. Nüfus artış hızı neredeyse sıfır olan hatta eksilerde seyreden dolayısı ile üretimdeki insan maliyetinin son derece yüksek olduğu bu ekonomiler rekabet güçlerini koruyabilmek, işgücü maliyeti kendileri ile kıyaslandığında son derece düşük olan Doğu’ lu rakipleri ile başa çıkabilmek için yeni bir yol bulmalıydılar, Endüstri 4.0 işte bu çabanın sonucu. İnsan parametresinin olabildiğince denklemin dışına çıkarıldığı bu yeni devrime kısaca Endüstri 4.0 diyorlar. İşin özeti budur ve Türkiye sosyo-ekonomik yapısı ile, yüksek nüfus artış hızı ile ve de özellikle işsizliğin zirve yaptığı son derece genç nüfusu ile Endüstri 4.0′ ın neşet ettiği Almanya ve benzerlerinden son derece farklı bir realite yaşamaktadır. İlk olarak yapılması gereken en önemli tespit kanımca budur.

Endüstri 4.0′ ın temelinde tüm iş süreçlerini olabildiğince “insansızlaştırmak” yatıyor.

Çünkü;

  • İnsan en önemli maliyet unsuru,
  • İnsan en önemli hata kaynağı,
  • Çünkü “nesnelerin interneti”, “akıllı fabrikalar” vs.. gibi söylemleri kullandığınızda insanın gerekliliği ortadan kalkıyor,
  • İnsanın “yeni normalde” kendine yer bulabileceği tek yer (o da bir iddia olarak) aldığı yüksek ve yetkin eğitim sonucu beynini kullanan bir oyun kurucu, bir akil adam olarak bir tür “makinaların efendisi” rolü. Kod yazan, software üreten, klavye ve sistem üzerindeki hakimiyeti ile makinalar arasında doğabilecek olası sorunları önceden gören, müdahele eden ve üretim bandının kesintisiz devamında hayati rolü olan çok az sayıdaki dehadan bahsediyoruz bir ölçüde. Yani insansız üretim üslerinin kurucusu ve koruyucusu olacak az sayıdaki seçilmişten. En azından şu andaki beklenti bu yönde.

Görüyorsunuz ki Endüstri 4.0 yukarıdaki tanımı ile “iki alanda” ciddi bir tehlike oluşturuyor; “istihdam ve çalışabilecek kesimlerin uygun beceri ve yeteneklerle donatılması, yani akademik ve mesleki eğitim”. Bugün bu alanlarda yaşanan sıkıntıların gölgesinde, özellikle bizim gibi gelişmekte olan ekonomiler için riskin ne kadar yüksek olduğunu ifadeye gerek yok diye düşünüyorum. Endüstri 4.0 çok net bir bakış açısına sahip; “kalifiye olmayan iş gücüne talep müthiş azalacak, kalifiye iş gücünde ise sadece belirli yetkinliklere sahip olanlar için hayat nispeten kolay olacak”. Bugünkü akademik hayat ve iş dünyası koşullarımızla aynalamasını yaparsak kendimize kabuslar görmemek mümkün değil. Türkiye özelinde bakarsak; 15 – 25 yaş grubunda %20, 15 – 35 yaş grubunda %25-30′ lar civarında işsizlik sorununun yaşandığı ülkemizde Endüstri 4.0′ ın gerektirdiği “istihdam, eğitim ve yeniden yapılanma politikalarının hemen bugünden itibaren sorunsuz ve son derece etkin bir şekilde yürütülmesi gerekiyor”.

Yeri gelmişken Prof. Sn. Ümit Özlale’ nin bir makalesindeki son derece önemli gördüğüm ve birebir katıldığım çıkarımını noktasına virgülüne dokunmadan buraya alıntılıyorum; “… özellikle Türkiye gibi küçük ve orta ölçekli şirketlerin verimlilik problemlerinin had safhaya ulaştığı ve küresel ölçekte rekabet etmelerinin zorlaştığı ekonomilerde otomasyona direnmemek gerekiyor. Tam tersine politika yapıcılar, kısa dönemde yaratacağı siyasi maliyetleri de göze alarak otomasyonu hızlandırıcı ve yaygınlaştırıcı bir anlayışı rekabet politikalarının odak noktasına yerleştirmeli. Aksi taktirde KOBİ’ lerin önemli bir bölümünün mevcut iş modeli anlayışı ile Endüstri 4.0′ ın belirleyeceği yeni dönemde faaliyetlerine devam etmesi zaten imkansızlaşacak. Kayıtdışına kayma ya da sistematik olarak çıkartılan vergi barışları bu şirketleri artık – ve iyi ki de – kurtaramayacak. Otomasyonun en üst düzeyde olduğu yeni dönemde yerel ve küresel değer zincirine sadece ucuz işgücü ile ve kayıt dışına kayarak bağlı kalabilecek işletmelere gerek kalmayacak…” (Forbes Türkiye, Kasım 2016)

Konu bu noktada ister istemez “gençliğe” geliyor; gurur duyduğumuz genç nüfusumuz ve ekonomimizin %95′ ini oluşturan, %75′ i daha birinci nesildeki genç şirketlerimiz, KOBİ’ lerimiz. Bu “iki tür gence” gerekli donanımsal ve niteliksel yatırımı yapmadan girişilecek bir Endüstri 4.0 devrimi macerası ya bize özgü ciddi sorunları doğurarak devam edecek ya da ciddiye alınmadan, bir süre sonra patika değiştirilerek “bir sanayi inkılabını daha kaçırmamız” sonucunu verecektir.

Aslında Endüstri 4.0′ ın çok öncesinde dillendirilmeye başlanılan ciddi riskler vardı istihdam piyasası açısından. Mesela “yapay zeka” kavramı çok uzun süredir hayatımızda. 70′ lerden, 80′ lerden kalma TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergilerinde “Sibernetik” başlığı altında yayınlanan ve son derece “füturistik” iddialar ihtiva eden makaleler vardı hatırladığım kadarıyla, robotların insanların işlerini ellerinden alacaklarını söylerlerdi gelecek bilimciler. Bugünkü araştırmalar çok yakın bir gelecekte pekçok mesleğin ortadan kalkacağını ve insanların şu anda yapmak için ücret aldıkları işlerin %50′ sinin robotlar tarafından yapılacağını öngörüyor. Endüstri 4.0 bu “total devrimin” sadece bir alt kümesi. Altın kural; realiteyi unutmamak, eğitime ve genç nüfusa yatırım yapmak, hamle sıralama ve önceliğini doğru belirlemek, gelecekten korkmadan hazırlık yapmak, siyasi otorite ile özel teşebbüsü elele verdirebilmek.Sorun tek başına devletin ya da münferiden iş dünyasının çözebileceği bir mesele değil, aynı zamanda sadece gelişmiş Batı ekonomilerinin kendi hayatta kalma çabalarının ve kendi iç dinamiklerinin sonucu olan metodolojilerle çözülebilecek bir problem de değil”.

Elbette ki Endüstri 4.0′ ın getirilerini gözardı etmek imkansız;

  • Çok daha büyük rekabet gücü,
  • Çok daha düşük maliyetler,
  • Çok daha hatasız üretim,
  • Çok daha yüksek verimlilik,
  • Çok daha büyük hız ve müşteri memnuniyeti,
  • Çok daha az çevre kirliliği,
  • Çok daha düşük enerji tüketimi.

Türkiye gibi kendi coğrafyasında tüm problemlerine karşın en etkili güç ve role sahip bir ülke için inanılmaz büyüklükte fırsatlar doğurabilir yeni endüstri devrimi, yıllık büyümemize ekstradan %3 – %5 katkı vermesi dahi mümkün. Bu toplam faydaya ulaşabilmek için büyüğüyle, küçüğüyle tüm iş dünyasının, siyasetçisi, sendikacısı, üniversitesi, odası vs.. ile elele vererek topyekun “Endüstri 4.0 – IoT (nesnelerin interneti) – akıllı süreç yönetimi” gibi kavramları içselleştirerek, anlamlandırarak, gereklerini yerine getirerek kabullenmesi ve kullanması gerek. Unutulmamalı ki bu yeni devrim “tüm iş yapış süreçlerini, tedarikçi ve müşteri ilişkilerini, inovasyon yönetimini, şirket hayat eğrilerini” çok derinden etkileyecek. Gerekli teknik altyapıyı kurmadan, her seviyedeki çalışanımıza yatırım yapmadan, başta şirket üst yönetimleri olmak üzere kendimizi sürekli eğitmeden, geliştirmeden bu “meydan okuma” ile başa çıkamayız.

Endüstri 4.0′ ın çok çok küçük bir parçasını teşkil eden ERP (kurumsal kaynak planlama) projelerinde dahi şirket sahiplerimizin nasıl çekimser davrandıklarını, yapı içinde ne denli büyük dirençlerin doğduğunu, işlerin nasıl yokuşa sürüldüğünü defaatle tecrübe etmiş bir profesyonel ve yönetim danışmanı olarak üzerine basa basa, tekrar ve tekrar ifade etmek mecburiyetindeyim;

  • Biz Alman veya Japon ekonomilerinin dinamiklerine öykünerek Endüstri 4.0′ da yol alamayız. İnsan faktörü biz ve bizim gibi ekonomiler için en hayati faktördür ve biz iş süreçlerimizi kayıtsız şartsız bir “insansızlaştırma” macerasına (en azından şu an için) sokamayız. Bizim işlerini kaybedecek vasıfsız kitleler için devreye alabileceğimiz doyurucu bir “işsizleştirilme sigortası” uygulayacak imkanlarımız da yok. Amenna, Endüstri 4.0′ ı yakalamak için elimizden geleni yapalım ama öncesinde ve beraberinde;
  1. Genç nüfusumuzun geleceğin gerektirdiği nitelikteki eğitimi alması şart,
  2. Türk iş dünyasındaki şirket kurgusunun, iş yapış anlayışının çok radikal bir şekilde değişmesi ve güncellenmesi elzem,
  3. Sanayi, üniversite ve kamu yönetiminin gerçekten sonuç üretici, samimi bir işbirliğine, -mış gibi yapmadan, girmesi mecburi,
  4. Altyapı zaaflarımızın, kaynak sıkıntılarımızın, sermaye yetersizliklerimizin giderilmesi olmazsa olmaz.

“İnsansızlaştırılmış” bir sanayi devrimi bizatihi insanı ezer, yok eder yani sonuç;

Endüstri 4 – Kalıp Ustası 0

olur, bizim buna tahammülümüz yok. Kişisel olarak benim tüm temennim herşeyin temelindeki insanın kendine yakışan değeri bulduğu bir ekonomik ve ekolojik sistemdir.

Bunu gerçekleştirelim de adı ne olursa olsun, maksat hasıl olacaktır.

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

10 Ocak 2017, Salı

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı İŞ YAZILARIM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s