JURNAL 27… “Sade siz derdi bulun, sonra kolaydır derman”

“Ye’se hiç düşmeyecek zerrece imanı olan;
Sade siz derdi bulun, sonra kolaydır derman”

Merhum İstiklal Marşı şairimiz Mehmed Akif Ersoy’ un “Süleymaniye Kürsüsünde” şiirinde yeralan bu iki dize hayatıma yön veren temel düsturlardandır. “Derdi anlamak – dermanı bulmak” sıralaması kağıt üstünde ne kadar basit ve anlaşılır görünüyorsa da uygulamada o kadar zor ve meşakkatli. Öylesine çaba istiyor ki millet olarak adeta gözümüz korktu,  derdimizi anlama / bulma çabalarından tamamen vazgeçtik, deneme yanılma yoluyla cevap vermeye çalışıyoruz günlük hayatın getirdiği zorluk, ihtiyaç ve dayatmalara, iş dünyamız, siyasetimiz, bilumum tüm sosyal katman ve kurumlarımız bu anlamsız, verimsiz, kısa vadeli, sonuçsuz çabanın içindeyiz, sonunun hüsran olduğunu bile bile…

Bu Jurnal’ i yazmama sebep olan yaklaşık 20 yıl önce almış olduğum bir not. Arşivimi karıştırırken geçti elime, maalesef kaynağı da belli değil.

Konu;

Robert A. Dahl isimli bir araştırmacı / akademisyenin çalışmasından alıntılar, 1960′ ların sonları hem de. Amerikan toplumunda “ezici ağırlıkla genel kabul gören temel siyasi değerleri” sıralamış;

1. Ülkenin “anayasal sistemine” bütün toplumca verilen genel destek. “Seçilmiş hükümetlerin ve anayasal hükümlerin” kesin ve vazgeçilmez itibar ve hükümranlığı (Constitutional System)

2.”Siyasi eşitlik” ilkesine sıkı bağlılık, adanmışlık (Political Equality)

3.”Özel mülkiyet hakkına” duyulan inanç ve saygı (Private Property)

4.”Bireysel başarıya” verilen önem ki bu başarının kooperatif bir çaba sonucu gerçekleşmesi çok daha tercih edilir bir durum, yani makroda “toplumsal dayanışma”, mikroda “ekip ruhu” (Individual Achievement)

5.Amerikan sınırları ve imkanları dahilinde “bireysel başarıya gerekli çabayı gösteren herkesçe ulaşılabileceğine” duyulan güven ve inanç (Personal Achievement in the American Milieu)

Sizi duyar gibi oluyorum; “Trump’ ı başkan olarak iş başına getiren bir ülkede bu değerlere duyulan genel ve yüksek oranlı bağlılık ne kadar geçerli artık?” diye soruyorsunuz. İnanın bana mesele bu değil zaten.! Asıl mesele Amerikan toplumunun ve politika yapıcılarının “en temel dinamik ve kavramlar üzerinde” 50 – 100 – 150 yıl önce harcamış oldukları “beyin mesaisi ve kurmuş oldukları mutabakat”. “Tüm meselelerin başı olan bu sorunları” çözdükten sonra toplumsal zenginleşme ve ilerleme maceralarına tüm hızları ile ve kesintisiz devam etmişler. Ben bugün de “bilimsel, teknolojik, ekonomik ve askeri alanlardaki hegemonyalarını” zamanında tesis etmiş oldukları bu “toplumsal mutabakata” bağlıyorum açıkçası.

Bizim bamtelimiz şudur ki toplum olarak asgari müştereklerimiz üzerinde uzun zamandır mutabık değiliz, bu gerçeği bir türlü kabullenmiyor olsak dahi. Bizi ileriye taşıyacak, atılım üzerine atılım yaptıracak fırsatların önünde kale gibi dikilen “dertlerimiz” üzerinde mutabık kalamıyor, onların yükünü üzerimizden atamıyoruz. Her siyasi liderden, her iktidardan, her “entelijansiyadan”, her devrin akademik kadrolarından, velhasıl her “toplumsal güç odağından” farklı zaman dilimlerinde birbirinden farklı ve çoğunlukla çelişen “teşhisler” ve “tedavi önerileri”..! ABD toplumu gibi neredeyse her renkten, her ırktan unsurlar barındıran bir milletin onlarca yıl önce üzerinde mutabık kaldığı temel siyasi değerler var, biz hala “yeni anayasamızın temel hükümleri üzerinde şeksiz, şüphesiz, azami düzeyde geniş katılımlı bir uzlaşı” tesis edemedik.

“Siyasi yelpazenin” neresinde bulunursak bulunalım, bu topraklar için ve bu ulusun ali menfaatleri uğruna temel dertlerimiz üzerinde mutabık kalmak ve bunlara acil çözümler üreterek yolumuza arkamıza bakmadan devam etmek zorundayız. İmparatorluk geçmişimiz, Cumhuriyet tecrübemiz bize ışık tutacaktır zaten, yeter ki samimi olalım, yeter ki kafa patlatalım, yeter ki közlenmiş temel manevi, ulusal ve kültürel değerlerimizin kadrini, kıymetini tekrar bilelim.

“Derdi bulmak” sancılı ve zor bir süreçtir, kendine yatırım ve samimi, kesintisiz bir çaba gerektirir. “Yaşadığımız coğrafya kaderimizse” eğer başka çaremiz yok, başımızı iki elimiz arasına alacak ve “dertlerimizi” bulacağız. Bu sayede “derman da kolaylaşacaktır”, en azından ümit etmek zorundayız.

Vatan bir, bayrak bir, millet bir, tarih bir, gelecek bir, umut bir..! Bu birliğin daim olabilmesi için bu bire “asgaride ve en hayatide” zemin ve destek sağlayacak, en elzem meselelerimize ışık tutacak “beyin mesaileri” de bir ve beraber olur inşallah.

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

19 Şubat 2017, Pazar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s