JURNAL 30… İSTİFASINI İSTEMEK / İSTİFAYA ZORLAMAK..!

Yeni moda kavramımız “istifasını istemek / istifaya zorlamak”. Siyasetçilerin algı formatını bilmiyorum ama biz iş dünyasında olanlar için “istifa” kavramı çok daha net anlamlıdır diye düşünüyorum. Öyle mi? Haklı olmayı çok arzu ederim.

İstifa “tek taraflı” bir eylemdir, teoride istifa “edilir”, ettirmek / ettirilmek istifa kelimesinin “ardılı” olamaz, dolayısı ile siyasette de böyle olmalıdır. Ya yeni bir fırsat doğmuştur ya artık vazgeçmişsinizdir ya da akıl – ruh ve beden sağlığınızı korumanın başka bir yolu kalmamıştır. Taşınırsınız, çocuğunuzun eğitimi için yer değiştirirsiniz, sağlığı bozulan bir yakınınıza bakmak zorundasınızdır. Sonuçta tamamı “tek taraflı alınan bir karar ve uzantısı olan bir tasarruftur”. Çalıştığınız kurum sizden memnun değilse haklarınızı verir ve sizi işten çıkarır, “istifaya zorlamak” bu anlamda anlaşılır bir tutum değildir.

Ya yönetici koltuğuna yeni gelenin durumu? Şu anda “popüler bir siyasi vakanın” şaşkınlığı içindeyim; Ankara’ nın yeni BB başkanının ilk icraatlarından biri “tüm bürokratların istifasını istemek” olmuş. Tanıyor mu, yetenek ve yeterliliklerini biliyor mu, beraber teşrik-i mesaide bulunmuş mu? Bir yöneticinin ilk tercihi geldiği yerdeki tüm üst düzey kadrosundan kurtulmak mı olmalı? Bunu gerektirecek fiilleri varsa zaten yargıya başvurup mücbir sebeplerle işten atarsınız, değil mi !? Yolsuzlık yapılmıştır, suistimal vardır, görev ve yetkiler kötüye kullanılmıştır veya en basiti çalışan yetersizdir, sorumluluklarının hakkını verememektedir vs… Sebep ne olursa olsun, çok ciddi yasal gerekçeler yoksa eğer, alırsınız karşınıza, durumu açıklar ve başka seçenek yoksa iş akdini fesheder, helalleşir, haklarını ödersiniz, olur biter..!

Bu kadar önemli ve insani konularda bir de topluma “emsal teşkil etme sorumluluğu” var ki bence en tehlikeli nokta bu. Özellikle iş dünyasının “durumdan vazife çıkartan” bazı muhteris ve vurguncu üyelerini bilumum “mobbing” vasıtaları ile gayri ahlaki ve gayri hukuki yollarla çalışanlarını istifaya zorlamaya “teşvik etmiyor mu” bu durum?

Yaşadığımız olağanüstü dönemlerin uzantısı olarak olağanüstü tedbirlere başvuruyoruz, tetikleyici ve uygulayıcılarına sorarsanız muhakkak rasyonel açıklamaları da vardır bu tasarrufların ama hepimiz biliyoruz ki; “kötü örnek, örnek değildir”..!

Kurumların ve tabii ki devletin “sürekliliği esası” gözönüne alındığında bu tür tedbirler geleceğe taşınan birer “kötü miras”. Asla ve asla sürdürülmemesi gereken yanlış ve haksız uygulamaların varlıklarını büyüterek devam ettirmesi için birer “meşruiyet aracı” oluyor bu tür uygulamalar, asıl yıkıcı tarafı bu.

Adil olmanın ve adil kalabilmenin asıl meydan okuma unsuru olduğu günlerden geçiyoruz ülke olarak, siyasetimizle, iş dünyamızla. Umarım yüz akıyla geçeriz bu sınavları.

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

8 Kasım 2017, Çarşamba

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s