JURNAL 33… ÇEPERDEN SIZANLAR – 11

Creative Financing ;

Türk iş dünyası “alacağını tahsil etmek için” harcadığı enerjiyi “yeni iş geliştirmek için” harcasaydı ülkenin serveti ikiye katlanmıştı..!

* CFO, FD bırakmış bütün işini ya vadesi gelmiş (çoğu da geçmiş) alacaklarını tahsil etmek için ya da vadesi gelmiş (çoğu da geçmiş) borçlarını allem edip kallem edip biraz daha erteleyebilmek için uğraşıyor, sürekli “creative financing (!)” yapıyor,

* Teknik GMY bırakmış projenin saha detayını, proje yönetim firmasının kapısına çadır kurmuş daha fazla senet alıp piyasaya dağıtma derdinde ki senetlerin vadesi zaten 150 gün,

* Satışçı yukarıdan gelen tahsilat baskısının altında kulağından hiç düşürmediği telefonu ile sürekli taciz modunda, satmaktan daha ziyade tahsil edebilmek için,

* GM, daha da vahimi patron, haftalık toplantı ajandasında tek bir gündem maddesi belirlemiş : tahsilat,

* Yeni iş geliştirmecilerin “potansiyel müşteri kriteri” artık sadece “borçlarını zamanında ödüyorlar mı?, temerrüde düşmüşler mi?”,

* Bankalarımız “referans kodlamasından” başlarını kaldırıp kredi vermeye niyetlenirlerse ilk baktıkları “ticari alacakların dönme hızı / süresi”

Dostlar; aynı gemideyiz, zamanında “ödersek” hepimiz daha zengin, verimli ve mutlu olacağız. Örnek olacaksak birbirimize, bunun için olalım. Kötü örnek, örnek değildir.


Öğrenilmiş çaresizlik denizi;

“Süper” futbol ligimiz bir “öğrenilmiş çaresizlik denizi”, bir elin beş parmağını geçmeyecek sayıdaki teknik adamımız bir kulüpten kovulup diğerinin dümenine geçiyor, herbir maceraları da üç beş ay sürüyor. Ne sabır var, ne gelecek planı, ne uzun vadeli bir projeksiyon, ne insan yetiştirme kaygısı… Gelsin günlük zaferler veya hezimetler, ya zirvedeyiz ya çukurda… Yahu sormazlar mı bu üç beş isim başarısızsa eğer diğer kulüpler neden alır, başarılılarsa kulüpleri neden elden çıkarır?

Gariptir ki benzer durum “siyasetimizde” de sözkonusu; favori bakanlarımız var, bir bakanlığı bırakıp diğerinin başına geçiyorlar, aktif bir “fonksiyonel” bakanlık yoksa “devlet bakanı” oluyorlar. Yine aynı soru: bakan başarılı ise neden oradan alınıp “kamu hizmeti” zaafa uğratılıyor, bakan “başarısız” ise neden başka bir bakanlık görevi “riske” atılıyor?

Çünkü cevap performanstan farklı kriterlerde, geldik mi yine “kol kırılsın yen içinde kalsın” düsturuna, “sadakat liyakata ağır basar” ilkesine, “benim olsun küçük olsun” mantığına…

Ha bu arada tüm bu pozisyonların “asıl sahipleri” nerede mi? Yahu ne safiyane soru bu?!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

23 Mayıs 2018 – Çarşamba, 21:56

 

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s