JURNAL 37… ÇEPERDEN SIZANLAR – 15

Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal ;

Beyaz yakalı yöneticiler, özellikle de C-seviyesinde olanlar, sürekli bir çok yönlü pres altında kafası karışık yaşarlar; genel durum “yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal” dır. Bazen neye hizmet ettiklerini, kaç tane patronları olduğunu karıştırır, tepinen fillerin ayakları altında ezilen çime dönerler.

Ben çok basit bir temel ilke öneriyorum; bizatihi “ilke bazlı yaşamak ve çalışmak”. Tüm profesyonel kadrolar öncelikli olarak bünyesinde çalıştıkları “tüzel kişiliğin menfaatleri uğrunda çalışmak zorundadırlar. Tüzel kişiliğin menfaatinin gereği neyse o; tabii ki tüm yasal, ahlaki ve insani sınırlara riayet etmek ve saygı göstermek koşulu ile.

Hissedarlar çok sayıda olabilir, hepsi farklı tellerden çalabilir, aile üyelerinin güç savaşları suyu bulandırabilir, “talimat veren çok – işin sahibi yok” durumu oluşabilir vs… Bunca kafa karışıklığında rota “ben kimi memnun edeceğim?” sorusu ile içinden çıkılmaz hale gelebilir. Pusulanın kuzeyi “kurumun, sadece kurumun ali menfaatleridir”. Bu amaç geride kalan tüm amaçlara hizmet eder zaten.

Acizane tavsiyem; bu rotadan ayrılmayın, bazen bilinmez, karanlık sulara sürükler ama sonu hep sakin limandır, tecrübe ile sabit. Hele kurumun menfaatlerini toplumun ve insanlığınkilerle örtüştürebiliyorsanız, tadından yenmez..!


Akıl Kilitlenmesi – Gönül Kilitlenmesi ;

“Akıl kilitlenmesini” aşmak nispeten kolay da “gönül kilitlenmesi” hakikaten zor iş. “Akıl kilidini” açacak formüller çok, biraz sabır, biraz irade, biraz adanmışlık. Ya “gönül kilidi”.! O bir kez kapandı mı açılması pek mümkün olmuyor.! Acaba asıl açmazımız burada mı?

Akıl kilitlenmesi genellikle iş dünyasının en büyük handikapı sayılır, çoğu zaman “rasyonel” olmak ve “akılcı” kararlar almak yüceltilir ve senaryolar “rakamsal” gerçekler etrafında döner. “Buz adam” ve “poker surat” modeli başarılı bir performansın vazgeçilmezlerindendir, ya “1” edersiniz ya “0”.

Çoğu zaman kağıt üstünde kalan o sihirli kelimeyi, “empatiyi” unutuyor ve her duruma “pozisyonel” yaklaşıyoruz. Kavgamız kendi pozisyonumuzu muhatabımıza kabul ettirme kavgası. Diyalog yerine monologla tüm empati ve gönül kapılarını kapatıyoruz, sonra da bunu “galibiyet” olarak tanımlıyoruz.

İşim, mesleğim ve karakterim gereği son derece farklı ortamlarda, farklı insanlarla beraberim. Acı bir gerçek olarak her gün daha fazla tecrübe ediyorum ki basit bir “gönül köprüsü” ile hallolabilecek pek çok mesele “gönül kilitlerimiz” yüzünden karmakarışık yumaklar haline dönüşüyor, içinden çıkılmaz hale geliyor. Boş yere popüler gündem maddesi değil “duygusal zeka”. Bugünün dünyasını sadece akıl değil asıl gönül inşa etmeli..!

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

3 Aralık 2018 – Pazartesi, 13:10

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s