JURNAL 38… ÇEPERDEN SIZANLAR – 16

Kilitlenme ;

“Siyasetin herşeyi kilitlediği ülke” ile “herşeyin siyaseti kilitlediği ülke” arasında salınan zavallı memleketim! Başka bir rota koyamadık önüne, farklı bir yol haritasını çok gördük sana. Suçluyuz hepimiz, “süt nasılsa kaymak da öyle”, ne yazık ki!

Siyaset hangi coğrafyada ve hangi zaman diliminde bu kadar belirleyici oldu hayatın her alanında? Çok merak ediyorum. İş dünyasının alacağı kararlar siyasetin gidişatına bağlı, yatırımlarımızın profili iktidara gelecek partinin iki dudağı arasında, eğitim politikalarımız asgari bir müşterek olmadan bir uçtan diğer uca sallanıyor vs..

– Siyasi yelpazeyi teşkil eden tüm ideoloji ve dünya görüşlerinin asgaride bu ülke için mutabık kaldığı şeyler yok mudur, varsa da bu kadar az ve etkisiz midir?

– Eğitimde, teknolojide, temel hak ve özgürlüklerde, ekonomi yönetimimizde omurgayı teşkil eden, zamana ve zemine göre değişmeyen temel, vazgeçilmez değer ve yaklaşımlar bu kadar mı nadir ve kırılgandır?

İş dünyasından örnekler bize gösteriyor ki kurumsal hafızasını oluşturmuş ve koruyor olanlar, kurum kültürüne dört elle sarılanlar, kurumsal itibarını tüm şahsi menfaatlerin üzerinde tutanlar her koşulda ayakta kalmayı başarıyorlar. Sayıları bugünkü kurumsal dünyamızda çok az olsa dahi bu yapılar emsal teşkil etmiyorlar mı biryerlere? Hüzün..!


Tekrar ve tekrar üretebilmek ;

Tekrar “üretebilmekten” korkmayan “paylaşmaktan da” çekinmez…

Fikrin “orjinalse” paylaşırsın çünkü tekrar üretebilecek “kaynak” sensin…

Projen “sana aitse” paylaşırsın, bilirsin ki çalanlar gemiyi “taklitle” yürütemezler…

Yeter ki “üretelim”, her paylaştığımız misliyle dönecektir bize. Son dönemlerde artan bir oranda “paylaşmama takıntısı / paylaşamama sıkıntısı” gözlemliyorum. Üretebilme gücümüzü istim üstünde tutacak “cephanemiz” varsa, unutmayalım, “taklit” en büyük iltifattır. “Kopyalar” asıl olanın yerini tutamıyor ama “ilham” gerek, “merak” gerek, “irade” gerek, “tutku” gerek… en önemlisi bir “amaç” gerek. Bugünün kişisel ve kurumsal en büyük sorunu bence; “amaçsızlık” ya da “amaç olmaması gerekenleri amaç edinmek”

“Araçları amaç edindikçe” gerçek üretkenliğin kapılarını da kapatıyoruz kendimize… Hem eğitim kurumlarımız hem de iş dünyamız için çıkış noktası; hayatını adayacağın bir “amacı” edinme sanatı… Sonrası; “üret – paylaş – daha da geliş – daha iyi üret – yine paylaş – yine geliş…” dialektiği.

Selamlar;

Lütfullah Kutlu

7 Ocak 2019 – Pazartesi, 13:25

Reklamlar

About LÜTFULLAH KUTLU

69 doğumlu, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, yönetim danışmanı, profesyonel yönetici, evli, çocuk sahibi, insan olma sorumluluğunun bilincine varmaya çalışan...
Bu yazı JURNALLERİM içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s